Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/13062 E. 2013/5850 K. 20.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13062
KARAR NO : 2013/5850
KARAR TARİHİ : 20.05.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler vekili ile Orman Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı …, Fethiye İlçesi, Zorlar Köyünde bulunan taşınmazlar hakkında 1948/825 E. sayılı dosya ile açtığı orman tahdidine itiraz davasının işlemden kaldırılmasından sonra 06.08.1974 günlü dilekçe ile Fethiye İlçesi, Zorlar Köyü hudutları dâhilinde kâin üç parça taşınmazının orman tahdidi sırasında orman sınırları içinde bırakılması nedeniyle, Fethiye Orman İşletmesi aleyhine 1948/825 Esas numaralı bir dava açtığını, bu dosyanın muameleden kaldırılmış olduğunu öğrendiğini belirterek davasının yenilenmesi talep etmiştir. Yerel mahkeme, 30.12.1974 gün ve 1974/514 E. ile açılan bu davada bir yıl içinde yenilenmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir. Davacının temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 19.12.1975 gün ve 1974/514-653 sayılı ilâmla, çekişmeli yer hakkında tapulama tutanağı düzenlenmiş olmakla tapulama mahkemesinin görevli olduğunu belirterek hükmü bozmuştur. Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi 28.12.1976 günlü kararla görevsizlik kararı vermiştir. Tapulama Mahkemeside 11.04.1988 günlü kararla orman tahdidine itiraz davalarında tapulama mahkemesi görevli olmadığından görevsizlik kararı vermesi üzerine çıkan olumsuz görev uyuşmazlığı 14. Hukuk Dairesinin 14.10.1986 gün ve 1986/8114-6090 sayılı kararıyla tapulama tesbitine itiraz davasında Tapulama Mahkemesinin orman tahdidine itiraz davasında da asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin yargı yerinin belirlenmesi üzerine orman tahdidine itiraz davasına asliye hukuk mahkemesin de 1989/7 22 E. ile devam edilmiştir. 3373 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra asliye hukuk mahkemesi kanun değişikliğinden dolayı orman tahdidine itiraz davasında kadastro mahkemesi görevli olduğundan, 14.10.1991 tarihinde görevsizlik kararı vermiş; bu karar taraflara tebliğ edilerek temyiz edilmeksizin 17.12.1991 tarihinde kesinleşmiştir. Kadastro mahkemesince de bu defa mahkemeler arasında daha önce görev uyuşmazlığı yargı yerinin belirlenmesi suretiyle halledilerek asliye hukuk mahkemesi görevli kılındığından artık uyuşmazlığın o mahkemede halli gerekeceği düşüncesiyle 19.02.1993 gününde 1993/18 E, – 1993/50 K, sayılı davada görevsizlik kararı oluşturmuştur. Bu kararda taraflara tebliğ edilerek 15.12.1993 gününde temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Asliye hukuk mahkemesince de son görevsizlik kararı benimsenerek davanın kısmen kabulüne ve teknik bilirkişi … Ekim imzalı 18.04.1995 tarihli krokide gösterilen 555, 5556 ve 557 sayılı parsellerle ilgili OS 2155, 2157, 2158, 2159, 2160, 2161, 2162, 2163 ve 2164 noktaları arasındaki kısımlarla ilgili davanın kabulü ile bu kısımlar hakkındaki orman tahdidinin iptaline, bu yerlerin orman sınırı dışında bırakılmasına, davacının aynı tarihli krokide gösterilen 554, 558 ilâ 562 sayılı parsellere yönelik davasının reddine karar verilmiş, davacı ve davalının temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 23.05.1996 gün ve 1996/4290-7108 sayılı ilâmla, temyiz edilmeden kesinleşen görevsizlik kararlarına göre salt usul hukuku açısından merci tayini için dosyanın Yargıtay’a gönderilmesi gerekirken (H.U.M.K. m. 25), işin esasına girişilerek karar oluşturulmasının doğru olmadığı belirtilerek hükmü bozmuştur. Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi 08.07.2003 günlü kararla merci tayini için dosyanın Yargıtay’a gönderilmesine karar vermiştir. Görev uyuşmazlığı 20. Hukuk Dairesinin 11.05.2004 gün ve 2004/744-5114 sayılı kararıyla, daha önce orman kadastrosuna itiraz davalarına asliye hukuk mahkemelerinde bakılmakta ise de, 3373 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra bu tür davalar kadastro
mahkemesinin görevinde bulunduğundan, davanın kadastro mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerektiğine ilişkin yargı yerini belirlenmesi üzerine kadastro mahkemesine gelen dosya 10.12.2004 günlü kararla tapulama tespitine itiraza ilişkin mahkemenin 1986/284 sayılı temyize konu iş bu dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Davanın devamı sırasında 1974 yılında yapılan kadastro sırasında Zorlar Köyü 554, 555, 556, 557, 558, 559, 560, 561 ve 562 parsel sayılı sırasıyla 23800,00 m², 41500,00 m², 35800,00 m², 38300,00 m², 31400,00 m², 21700,00 m², 43100,00 m², 31700 m² ve 11300,00 m² yüzölçümündeki taşınmazlar,1937 tarih ve 338, 340 ve 341 tahrir numaralı vergi kayıtları uygulanarak ve Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesinin 1974/514 Esas sayılı orman tahdidine itiraz davasının, dava konusu olduklarından söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir.
Kadastro mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davacının 555, 556 ve 557 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davasını kabulüne, 554, 558, 559, 560, 561 ve 562 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davasının reddine ve teknik bilirkişi …’ın 09.02.2012 havale tarihli raporuna ekli Ek-1 numaralı krokide gösterilen 555, 556 ve 557 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili 2155, 2157, 2156, 2158, 2159, 2160, 2161, 2162, 2163 ve 2164 orman sınır noktaları arasında kalan taşınmazlarla ilgili davanın kabulü ile bu kısımlar hakkındaki orman tahdidinin iptaline ve bu yerlerin orman sınırları dışında bırakılmasına, 554, 558, 559, 560, 561 ve 562 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili orman sınır noktalarına itiraz davasının reddine ve bu kısımların orman sınırları içinde bırakılmasına, Zorlar Köyü, 555, 556 ve 557 parsel sayılı taşınmazların zeytinlik niteliğiyle … mirasçıları adına; 554, 558, 559, 560, 561 ve 562 parsel sayılı taşınmazların orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler vekili ile davalı … Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman sınırlamasına ve kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 1948 yılında 3116 sayılı Kanuna göre orman kadastrosu yapılmış ve 21.06.1948 tarihinde ilân edilmiştir. Daha sonra 1978 yılında 1744 sayılı Kanunun değişik 2. madde uygulaması yapılmış ve 25.06.1979 tarihinde ilân edilmiştir.
1) Orman Yönetimi vekilinin 555, 556 ve 557 parsellere yönelik, davacı kişiler vekilinin 562 parsele yönelik temyiz itirazları yönünden;
Mahkemece, 555, 556 ve 557 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili 2155, 2157, 2156, 2158, 2159, 2160, 2161, 2162, 2163 ve 2164 orman sınır noktaları arasında kalan taşınmazlarla ilgili davanın kabulü ile bu kısımlar hakkındaki orman tahdidinin iptaline ve bu yerlerin orman sınırları dışında bırakılmasına, 555, 556 ve 557 parsel sayılı taşınmazların zeytinlik niteliğiyle … Mirasçıları adına; 562 parsel sayılı taşınmazın ise orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş ise de, varılan sonuç ilgili kanun hükümlerine ve dosya içeriğine uygun değildir. Şöyle ki, davacı kişi 06.08.1974 günlü dilekçe ile Fethiye İlçesi, Zorlar Köyü hudutları dâhilinde kâin üç parça taşınmazının orman tahdidi sırasında orman sınırları içinde bırakıldığını ve bu yerlere ait sınırlamanın iptali istemiyle dava açmıştır. Kadastro müdürlüğünce, 555, 556, 557 ve 562 parsel sayılı taşınmazların, Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesinin 1974/514 Esas sayılı orman tahdidine itiraz davasında dava konusu olduklarından söz edilerek, malikleri mahkemece tayin edilmek üzere açık bırakılarak tesbit tutanakları düzenlenmiştir. Ancak; mahkemece yapılan keşifte görev alan, uzman orman bilirkişi tarafından, orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli 555, 556, 557 ve 562 parsel sayılı taşınmazların orman tahdidi dışında kalan yerlerden oldukları belirlenmiştir. Bu durumda, çekişmeli 555, 556, 557 ve 562 parsel sayılı taşınmazların, kadastro müdürlüğünün malik hanelerinin açık bırakılmasına, gerekçe gösterdiği gibi asliye hukuk mahkemesinde görülen orman tahdidine itiraz davasının konusu oldukları kabul edilemez. Zira davacı gerçek kişi, orman tahdidine itiraz davasıyla tahdit içinde bırakılan taşınmazlara karşı dava açmıştır. Ayrıca; tahdit dışında bırakılan yerlerin, tahdit içine alınmasını gerçek kişilerin dava konusu yapmasına da olanak bulunmamaktadır. Bu itibarla, çekişmeli 555, 556, 557 ve 562 parsel sayılı taşınmazlar, kadastro tesbit öncesi, tutanaklarının beyanlar hanesinde asliye hukuk mahkemesinin 1974/514 esas sayılı orman tahdidine itiraz davasında dava konusu olmadıkları halde, anılan davada davalı oldukları belirtilerek malik hanelerinin açık bırakılması doğru değildir. Mahkemece, bu yön, yani 555, 556, 557 ve 562 parsel sayılı taşınmazlara karşı kadastro tesbiti öncesinde usûlüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden 555, 556, 557 ve 562 parsel sayılı taşınmazlar yönünden esasa girilerek hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
O halde, somut olayda 555, 556, 557 ve 562 parsel sayılı taşınmazlar yönünden 3402 sayılı Kanunun 5 ve 27. maddelerinin uygulanması söz konusu olamayacağından, mahkemece 555, 556, 557 ve 562 parsel sayılı taşınmazların tutanak asıllarının 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre olağan usûlle tamamlanması ve kesinleştirilmesi için kadastro müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usûl ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2) Davacı gerçek kişiler vekilinin 554, 558, 559, 560 ve 561 parsel sayılı taşınmazlarla yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dava konusu 554, 558, 559, 560 ve 561 parsel sayılı taşınmazların kısmen, 6831 sayılı Kanunla değişik 1744 sayılı Kanun kapsamında 1979 yılında ilân edilerek kesinleşen 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldıkları orman ve fen bilirkişinin 26.03.2012 havale tarihli ek raporlarında açıklanmıştır. Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yerlerin mülkiyeti kanun hükmü gereği Hazineye ait olduğundan, pasif husumetin Hazineye yöneltilmesi gerekmektedir. Taraf teşkili davanın görülebilme koşulu olup, yargılama sırasında mahkemece re’sen nazara alınması gerekir. Ancak; mahkemece, Hazine davaya dahil edilmeden husumet yaygınlaştırılıp taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulmuştur. Taraf teşkili tam olarak sağlanıp tüm tarafların savunma ve kanıtları toplanmadan işin esası hakkında hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
Bu nedenle, mahkemece yapılacak iş, davalı sıfatıyla Hazine davaya dahil edilmeli, böylece taraf teşkili sağlanmalı, Hazineden açılan davaya karşı diyecekleri sorulmalı, göstereceği deliller toplandıktan sonra işin esasına girilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
SONUÇ: 1) Yukarıda bir numaralı bentde gösterilen nedenlerle; Orman Yönetimi vekilinin 555, 556 ve 557 parsellere yönelik, davacı kişiler vekilinin 562 parsele yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile anılan parseller yönünden kurulan hükmün BOZULMASINA,
2) İki numaralı bentde gösterilen nedenlerle; davacı gerçek kişiler vekilinin 554, 558, 559, 560 ve 561 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile anılan parseller yönünden kurulan hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine 20/05/2013 günü oy birliği ile karar verildi.