YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8795
KARAR NO : 2010/11288
KARAR TARİHİ : 14.10.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, dava dışı… AŞ.’nin alıcı, davacının satıcı, davalının da tüketici olarak imzaladığı 01.08.2003 tarihli sözleşmeden kaynaklanan faiz alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekili, müvekkilinin sözleşmede taraf olmadığını, borcun muhatabının… AŞ.olduğunu ve ana alacağın… AŞ.’den tahsil edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davalının sözleşmede kefil pozisyonunda olduğu, temerrüde düşürülmediği, asıl alacağın temerrütten önce ödendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, yerel mahkeme kararı Dairemizin 26.05.2009 gün 2008/9132 esas 2009/4920 karar sayılı ilamda belirtilen gerekçelerle bozulmuştur.
Mahkemece davalının müteselsil borçlu olduğu kabul edilse dahi davalının alacağını dava dışı… AŞ.’den tahsil ettiğinden ve davalı temerrüde düşürülmeden asıl borç ödendiğinden müteselsil borçlunun yaptığı ödemenin diğer müteselsil borçluyu da borçtan kurtaracağından davacının davalıdan alacağı bulunmadığından önceki kararda direnilmesine ve davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ve dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 09.06.2010 gün 2010/300-311 sayılı kararı ile, ilk kararda hiç yer verilmemiş değerlendirmelerin bozmadan esinlenerek ve bozmada işaret olunduğu şekilde yapıldığından ortada direnme kararı olmayıp yeni hüküm bulunduğundan temyiz incelemesinin yapılması için dosyayı Dairemize göndermiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davalının sözleşme hükümleri çerçevesinde davanın tarafı olarak değerlendirilip yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, 14.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.