YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2506
KARAR NO : 2013/6296
KARAR TARİHİ : 30.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi vekili, 4342 sayılı Kanuna göre yapılan tesbitte … Köyü 103, 231 (ifraz ile 978, 979 ve 980 sayılı parseller), 957 ve 958 parsel sayılı taşınmazların, mera olarak belirlendiğini, taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, mera tahsis komisyon kararının iptali ile taşınmazların orman vasfı ile Hazine adına tescilini talebi ile dava açmıştır. Mahkemece, 5841 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması nedeniyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 09/04/2012 gün 2012/327 – 5376 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle: “çekişmeli parsellerin kadastro tesbitlerinin kesinleşmesinden sonra, 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süreler dolmuşsa da, 5841 sayılı Kanunun 2. maddesiyle 3402 sayılı Kanunun 12. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen üçüncü cümlesinde yer alan “iddia ve taşınmazın niteliğine…” ibaresi Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 gün ve 2009/31-77 sayılı kararıyla iptal edilmiş olup, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler hakkında açılacak davalar 10 yıllık hak düşürücü süreye tâbi olmadığından, işin esasına girilerek bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulü ile dava konusu 231 parsel sayılı taşınmazın mera vasfının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, 103 (İfraz 978, 979, 980), 957 ve 958 parsel sayılı taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğundan bu parsellere ilişkin davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, mera komisyon kararının iptali ve tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1968 yılında yapılmış ve sonuçları 26.11.1968 ve 27.12.1968 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli 231 parsel nolu taşınmazın orman sayılan yerlerden, 103 (İfraz 978, 979, 980), 957 ve 958 parsel nolu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına göre, mahkemece, davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, mahkemece, 231 parselin 1968 yılında yapılan kadastro sırasında mera olarak sınırlandırılarak özel sicile kaydedildiği ve 2008 yılında mera komisyonu tarafından mera olarak tahsis edildiği halde, kararda mera komisyon karının iptaline karar verilmemesi ve mera kaydının iptali yerine mera olan vasfının iptaline karar verilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle; hüküm fıkrasının 1. paragrafında yer alan sayılı kelimesinden sonra gelen “taşınmazın mera olan vasfının iptali” cümlesi kaldırılarak, yerine “taşınmaza ilişkin mera komisyonu tarafından yapılan mera tesbit ve tahdit çalışmaları ile tahsis çalışmalarının iptaline ve taşınmazın mera olan kaydının iptali” cümlesine yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun değişik 3. maddesi atfıyla H.U.M.K’nun 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 30/05/2013 günü oy birliği ile karar verildi.