YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2508
KARAR NO : 2013/6299
KARAR TARİHİ : 30.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, …Köyü 1808, 1809, 1810, 1812, 1813, 1815, 1829, 1831, 1833, 1835, 1576 ve 1577 sayılı parsellerin, Mera Komisyonu tarafından mera olarak tahsis edilerek 28/01/2010 tarihinde askıya çıkartıldığını, taşınmazın eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında orman sayılan yerlerden olduğunu belirterek mera kaydının iptali ile orman niteliğiyle tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece, 5841 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesi gereğince davanın hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 03/04/2012 gün ve 2011/16869-2012/5033 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle: [ çekişmeli parsellerin kadastro tesbitlerinin kesinleşmesinden sonra, 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süreler dolmuşsa da, 5841 sayılı Kanunun 2. maddesiyle 3402 sayılı Kanunun 12. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen üçüncü cümlesinde yer alan “iddia ve taşınmazın niteliğine…” ibaresi Anayasa Mahkemesinin 12/5/2011 gün ve 2009/31-77 sayılı kararıyla iptal edilmiş olup, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler hakkında açılacak davalar 10 yıllık hak düşürücü süreye tâbi olmadığından, işin esasına girilerek bir karar verilmesi] gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulü ile dava konusu 1576 ve 1577 parsel sayılı taşınmazların mera vasfının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, 1812, 1813, 1815, 1810, 1831, 1833, 1835, 1808, 1809 ve 1829 parsel sayılı taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğundan bu parsellere ilişkin davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, mera komisyonu tarafından yapılan mera tesbit, tahdit, komisyon kararı ile mera kaydının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılmamıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli 1576 ve 1577 parsel nolu taşınmazların orman sayılan yerlerden, 1812, 1813, 1815, 1810, 1831, 1833, 1835, 1808, 1809 ve 1829 parsel nolu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına göre, mahkemece, davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, mahkemece, taşınmazların 1970 yılında yapılan kadastro sırasında mera olarak sınırlandırılarak özel sicile kaydedildiği ve 2010 yılında mera komisyonu tarafından mera olarak tahsis edildiği halde, kararda mera komisyon karının iptaline karar verilmemesi ve mera kaydının iptali yerine mera
olan vasfının iptaline karar verilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle; hüküm fıkrasının 1. paragrafında yer alan 1577 parsel sayılı kelimesinden sonra gelen “taşınmazların mera olan vasfının iptali” cümlesi kaldırılarak , yerine “taşınmazlara ilişkin mera komisyonu tarafından yapılan mera tesbit ve tahdit çalışmaları ile tahsis çalışmalarının iptaline ve taşınmazların mera olan kaydının iptali” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.’nun 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 30/05/2013 günü oy birliği ile karar verildi.