Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/7499 E. 2012/14783 K. 20.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7499
KARAR NO : 2012/14783
KARAR TARİHİ : 20.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı …, 14.03.2005 günlü dilekçesinde Çevlik Köyü 111 ada 177 ve 178 parsellerin devletin hüküm ve tasarrufu altında özel mülke konu olamayacak, serinlemek ve hayvan otlatmak için kullanılan Kızıldağ Yaylası olarak bilinen kadim yayla olduğu iddiası ile tapunun iptalini istemiştir. Orman Yönetimi, taşınmazların orman sayılan yer olduğu iddiası ile davaya katılmıştır. Mahkemece, çekişmeli taşınmazların orman sayılmayan kadim yayla olduğu gerekçesiyle Hazinenin davasının kabulüne, müdahil Orman Yönetiminin davasının reddine, taşınmazların tapusunun iptaline, taşınmazların yayla olarak sınırlandırılmasına ve 3402 sayılı Kanunun 16/B maddesi gereğince özel siciline kaydedilmesine karar verilmiş, hükmün Orman Yönetimi ve davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine 20.Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2010/3963-5281 sayılı bozma kararında; “Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi; taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşılırsa, Kadastro Mahkemesinin 1994/560 sayılı dosyasında sadece Vakfiyenin uygulandığı, taşınmazın kamu malı yayla niteliğinde olup olmadığının araştırılıp araştırılmadığı dosyanın aslı getirtilerek incelenmeli, şayet böyle bir inceleme yapılmamışsa, hukukî sebebin farklı olması nedeniyle H.U.M.K.’nun 237. maddesi anlamında kesin hüküm niteliğinde bulunmadığının gözetilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra Hazinenin davasının reddine, müdahil Orman Yönetiminin davasının kabulü ile dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptaliyle orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre orman kadastrosu ile genel arazi kadastrosu işlemi 1994 yılında yapılıp kesinleşmiştir
1) Vakıflar Bölge Müdürlüğünün temyiz itirazları yönünden;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazların Kızıldağ Yaylası hudutları dahilinde insanların serinlemesi için kullanılan kadim kamu malı yayla olduğu, 3402 sayılı Kanunun 16/B maddesi gereğince özel mülkiyete konu olamayacağı, Vakfiyenin genel sınırları içinde kalmasının o taşınmazın vakıf malı olduğunun kanıtı olamayacağı, Vakıf malı kabul edilebilmesi için o taşınmazın aynı zamanda vakfedilen mallar arasında bulunup bulunmadığının ayrıca saptanması gerektiği, somut olayda; taşınmazların vakfedilen mallar arasında bulunmadığının belirlendiği, bu hususun Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.12.2002 gün ve 2002/1-1024, 2002/1053 sayılı kararında da aynen benimsendiği, taşınmazlar her ne kadar hükmen Vakıf adına tescil edilmişse de dava sebeplerinin farklı olması nedeniyle önceki hükmün bu davada kesin hüküm oluşturamayacağı gözönünde bulundurularak Vakıflar Bölge Müdürlüğünün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Hazinenin temyiz itirazlarına gelince;
Hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda, taşınmazların 1956 tarihli memleket haritasında orman sayılmayan açık alanda kaldığı, 1971 tarihli hava fotoğraflarında orman sayılmayan taşlık, kayalık alana isabet ettiği, eylemli olarak da üzerinde orman örtüsünün bulunmadığı, ancak 3402 sayılı Kanuna göre yapılan orman sınırlandırmasında orman olarak sınırlandırılması nedeniyle orman sayılan yerlerden olduğu bildirilmiş, mahkemece, bu rapor gözönünde bulundurularak taşınmazların orman olarak tesciline karar verilmiştir. Ne var ki; mahkemenin kabulü ve bu kabule esas alınan orman bilirkişi raporu doğru görülmemiştir. Yörede 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu, hak düşürücü süre içinde açılan dava nedeniyle kesinleşmemiştir. Süresinde yapılan itiraz veya açılan dava orman kadastrosunun kesinleşmesini önler. Orman kadastrosu yapılmayan veya ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliği ve hukukî durumu 3116, 4785, 5658 ve 6831 sayılı kanun hükümlerine göre çözümlenir. Bu şekilde yapılan araştırmaya göre de, taşınmazların eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında orman olmadığı gibi eylemli olarak da orman olmadığı belirlenmiştir. Bozmadan önce, taşınmazların niteliğinin yaylak olduğu saptanmıştır (orman araştırması yetersiz olduğu için bozma yapılmıştır.). Kaldı ki; taşınmazların bulunduğu, Kızıldağ Yaylasının 17. H.D.’nin 1995/7745-7843, 14. H.D’sinin 2007/7574-9043, HGK’nun 1996/17-294-426 ve 1996/7-295-425 sayılı kararları ile yaylak olduğu kesinleşmiş yargı kararları ile belirlenmiştir. Ayrıca, maruf ve meşhur olan hususlar münazaalı sayılmaz. Taşınmazların bulunduğu bölgenin yöre halkı tarafından Kızıldağ Yaylası olarak bilindiği de anlaşılmaktadır. Belirtilen nedenlerle, taşınmazların 3402 sayılı Kanunun 16/B maddesi gereğince yaylak olarak sınırlandırılıp özel siciline yazılmasına karar verilmesi gerekirken, orman niteliği ile tescil edilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; Vakıflar Bölge Müdürlüğünün temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 20.12.2012 günü oybirliği ile karar verildi.