Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/6440 E. 2010/13968 K. 08.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6440
KARAR NO : 2010/13968
KARAR TARİHİ : 08.12.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi
Tarih :24.03.2010
Nosu : 137/117
Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-
İflasın ertelenmesi talebinde bulunan vekili, toptan ve perakende gıda ticareti ile iştigal eden müvekkili şirketin ekonomik kriz nedeniyle borca batık hale geldiğini, sunulan iyileştirme projesinde öngörülen tedbirlerin uygulanmasıyla borca batıklıktan kurtulmasının mümkün olduğunu belirterek müvekkili şirketin iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dilekçi şirketin merkezinin 10.02.2010 tarihine kadar Ümraniye/…’da olduğu, bu tarihte şirket merkezinin …’ye nakline karar verildiği, anılan kararın 23.02.2010 tarihinde Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanmasından 17 gün sonra iflasın ertelenmesinin talep edildiği, keşfen yapılan inceleme ve rayiç değerlere göre şirketin borca batık olduğu 12.000.000 TL ödenmemiş sermayesi bulunduğu, projenin ciddi ve inandırıcı olmadığı belirtilerek iflasın ertelenmesi talebinin reddiyle dilekçi şirketin iflasına karar verilmiş, hüküm dilekçi şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; 28.12.2010 tarihli yeminli mali müşavir tarafından hazırlanan borca batıklık bilançosunda belirlenen değerlere itibar edilerek yapılan hesaplamalara göre şirketin borca batık olduğu, iyileştirme tedbirlerinin uygulanması hâlinde borca batıklıktan kurtulabileceği, ortaklarca ödenmemiş 12.000.000. TL sermaye artırımı borcu olduğu, şirket aktiflerinde yer alan malvarlığının değerinin uzman kişilerce rayiç değerler üzerinden tespit edilmesinin uygun olacağı belirtilmiş, mahkemece bu rapor hükme esas alınarak dilekçi şirketin iflâsına karar verilmiştir.
Sermaye şirketinin veya kooperatifinin borca batık olması hâlinde iflâsını veya iflâsın ertelenmesini düzenleyen İcra ve İflâs Kanununun (İİK) m.179 ve Türk Ticaret Kanununun 324’üncü maddesinde bu istemin ilânına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. İflâsın ertelenmesi kurumu, erteleme talebinde bulunan şirketin menfaati göz önüne alınarak düzenlenmişse de alacaklıların menfaatleri de korunmalıdır. Bu nedenle şirket borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla olması sonucunu doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve sermaye şirketinin borca batık olup olmadığını, iyileştirme projesinin yeterli bulunup bulunmadığını alacaklılara kanıtlama olanağı vermek amacıyla iflâsın ertelenmesi talebinin İİK’nın m.166,II hükmündeki usulle ilân edilmesi, ilân üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesine itiraz eden alacaklıların sunduğu deliller de değerlendirilip erteleme koşullarının olup olmadığı araştırılarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Ne var ki iflâs erteleme talebi 25.3.2010 tarihli ulusal ve 25.3.2010 tarihli yerel bir Gazete’de ilân edilmişse de Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yapılmış bir ilâna dair dosyada anılan Gazetenin nüshası bulunmamaktadır. Öte yandan karar tarihi 24.3.2010 olup, iflâs erteleme talebinin ilânından öncedir. Bu durumda İİK’nun 166. maddesinde öngörülen usulün anılan kanun hükmünün amacına uygun şekilde yerine getirildiği kabul edilemez. Mahkemece bu usulî eksiklikler giderilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
2-Yukarıda açıklandığı üzere, iflasın ertelenmesinde, borca batıklığın tespiti sırasında kaydî değerlerin değil, rayiç değerlerin esas alınması gerekir. Bu nedenle, şirketin aktifinde yer alan tüm varlıkların rayiç değerlerinin (piyasa satış kıymetlerinin) mahkeme tarafından atanan yeminli bilirkişi aracılığıyla tespiti gerekli olup, bilançoda kayıtlı değerler üzerinden varsayımlara dayalı olarak borca batıklığın saptanması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle dilekçi şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 8.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.