Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/6258 E. 2010/11225 K. 13.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6258
KARAR NO : 2010/11225
KARAR TARİHİ : 13.10.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahil … İnş.Nak.Ltd.Şti, …Halıcılık Ltd.Şti ve …Ahşap Ltd.Şti vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

İflasın ertelenmesi talebinde bulunan vekili, inşaat sektöründe faaliyette bulunan müvekkili şirketin ekonomik kriz nedeniyle borca batık hale geldiğini, iyileştirme projesinde öngörülen tedbirlerin uygulanmasıyla borca batıklıktan kurtulabileceğini belirterek, şirketin iflasının 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iflas erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık olduğu, iyişleştirme projesinin ciddi ve inandırıcı bulunduğuna ilişkin bilirkişi kök ve ek raporlarına itibar edilmesi gerektiği belirtilerek şirketin iflasının 1 yıl süreyle ertelenmesine, hükmedilmiş, karar müdahiller … İnş.Ltd.Şti, …Halıcılık Ltd.Şti ve …Ahşap Ltd.Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi kök raporunda özet olarak; şirketin borca batık olduğunu bilançoya göre tespit eden bilirkişi ön raporuna iştirak edildiği, iyileştirme projesinde öngörülen kârlılık oranlarının gerçekçi olmadığı, iyileştirme projesinin yetersiz olup, iflâstan kurtulmaya elverişli bulunmadığı belirtilmiştir. Aynı heyet tarafından iflâs erteleme talebinde bulunan şirket vekili tarafından sunulan yeni iyileştirme projesine göre düzenlenen ek raporda; … Kavaklı’da yapılan TOKİ inşaatından elde edilecek gelirin hesaplanmasına ilişkin belgelere rastlanmadığından dilekçi şirketin beyanının değerlendirilmesinin mahkemenin takdirine bağlı olduğu, taraf olduğu sözleşmelerdeki taahhütlerine uyması hâlinde beklenen kârın sağlanabileceği ve borca batıklıktan kurtulabileceği belirtilmiş olup, mahkemece bu ek rapor hükme esas alınarak iflâsın ertelenmesine hükmedilmiştir.
İflasın ertelenmesinde, borca batıklığın tespiti sırasında kaydî değerlerin değil, rayiç değerlerin esas alınması gerekir. Bu nedenle, şirketin aktifinde yer alan tüm varlıkların rayiç değerlerinin (piyasa satış kıymetlerinin) mahkeme tarafından atanan konusunda uzman yeminli bilirkişiler aracılığıyla tespiti gerekli olup, bilançoda kayıtlı değerler üzerinden varsayımlara dayalı olarak borca batıklığın saptanması doğru değildir.
2-Bilirkişiler tarafından yukarıda bentteki açıklamalar da gözetilerek şirketin bilançosunun, rayiç değerler ile yapılan araştırma ve incelemeler sonucu elde edilen gerçek verilere göre bilirkişilerce düzenlenmesi zorunludur. Bu şekilde düzenlenmiş ayrıntılı ve denetime elverişli bilançoyu içermeyen bilirkişi raporunun hükme esas alınması usul ve yasaya aykırıdır.
3- Bilirkişi raporlarının ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli nitelikte olması gerektiği gibi özellikle müdahil vekillerinin itirazlarını da karşılayacak bir içerikte bulunması gerekir. Bu özellikleri taşımayan, soyut ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru değildir.
Mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alınarak konusunda uzman bir heyetten yeniden rapor alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz eden müdahiller vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 13.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.