Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/15597 E. 2012/1669 K. 08.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15597
KARAR NO : 2012/1669
KARAR TARİHİ : 08.02.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili hakkında yapılan icra takibine konu 4.500 USD bedelli bononun 2.000 USD’si takipten önce ödendiği halde, senedin tamamının talep edildiğini, takipten sonraki harici ödemelerin ise icra dosyasına bildirilmemesi nedeniyle takip konusu alacağın mükerrer şekilde tahsiline çalışıldığını belirterek, söz konusu icra takibi nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının takipten önce bir ödeme yapmadığını, ancak takipten sonra 22.04.2008 ve 20.05.2008 tarihlerinde sırasıyla 1.250 TL. ve 1.000 TL’lik ödemeler yaptığını, borcuna karşılık olarak da 4.014 TL’lik mal teslim ettiğini, tüm borç ödenmediği için icra takip dosyasına bildirim yapılmadığını, kalan borç için takibe devam edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yaptırılan bilirkişi incelemesine göre davacının davalıya fazladan 543,00 TL. ödeme yaptığının tespit edildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, hakkında bonoya dayalı icra takibi bulunan davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda icra takibine başlandıktan sonra yapılan ödemelerin icra dosyasındaki kapak hesabına göre saptanacak borçtan düşülmesi gerekirken, davacı hakkında icra takibi yokmuş gibi doğrudan senet üzerindeki yazılı miktardan tenzili suretiyle hesaplama yapılması isabetli değildir. Öte yandan davalı vekili, bilirkişi raporuna gerekçelerini de belirterek itiraz etmiş olup, bu itirazlar hakkında yeni veya ek rapor alınmadan ve bu itirazları karşılamaya yönelik olarak hükmün gerekçesinde açıklama yapılmadan gerekli ayrıntı ve incelemeyi içermeyen bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması da doğru değildir. Mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde konusunda uzman bir bilirkişi aracılığı ile davalı itirazlarını karşılayacak ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle varılacak uygun sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.