Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/10497 E. 2011/4835 K. 12.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10497
KARAR NO : 2011/4835
KARAR TARİHİ : 12.04.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı banka vekili, dava dışı … lehine 08.08.2006 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde davalı tarafın murisi Kemal Sarı’nın müteselsil kefaletinin bulunduğunu, 05.07.2007 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi ile de krediler açılıp kullandırıldığını, hesabın 15.09.2009 tarihi itibariyle kat edildiğini, girişilen icra takibinde davalı tarafın itirazının haksız olduğunu, muris Kemal Sarı’nın imzasının bulunduğu sözleşmenin 25.maddesinde de “…bu sözleşmenin imzalandığı tarihten önce ve sonra borçlandığı veya borçlanacağı bütün meblağların tamamına müteselsil kefil olduğunu kabul ve beyan ettiği….” hususunun düzenlendiğini, bu nedenle davalı Kemal Sarı mirasçılarının kefaletinin devam ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kefil olan Kemal Sarı’nın 15.09.2007 tarihinde vefat ettiğini, murisin imzasının bulunduğu 08.08.2006 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinden doğan borcun asıl borçlu … tarafından ödendiğini, sonradan alınan kredide müvekkillerinin murisinin imzasının bulunmadığını belirterek, davanın reddi ile %40 tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalıların murisinin imzasının bulunduğu kredi sözleşmesince spot kredi tabir edilen kredinin kullanım tarihi ile geri ödeme tarihleri belirlenmiş, kredinin vadesinden önce kapanmasına müsaade edilmeyen kredi tahsis edildiği,bu ilişkinin cari hesap olmadığı, bu borcun ödenerek kapatıldığı, murisin müteselsil kefil olarak imzaladığı kredi sözleşmesinin 25.maddesinde BK.nun 493 ve 494.maddeleri ile tanınmış haklardan feragat etmesinin somut olayda uygulanma imkanının bulunmadığı, alacağın dayanağı kredinin 25.06.2008 tarihinde kullandırıldığı, oysa murisin 15.09.2007 tarihinde öldüğü, murisin imzasını içeren kredi sözleşmesinde cari hesap ilişkisi bulunmadığı için kefaletin sona erdiği gerekçeleri ile davanın reddine, davalı tarafın tazminat isteminin yerinde olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporu davacı vekiline son oturumda elden tebliğ edilmiş ve davacı vekili aynı duruşmada rapora karşı diyeceklerini bildirmek üzere süre talep etmiştir. Mahkemece davacı vekilinin bu yöndeki talebi hakkında olumlu ya da olumsuz karar verilmeksizin ve böylece davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itiraz hakkını kısıtlayacak biçimde aynı oturumda yargılamaya son verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.