YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5641
KARAR NO : 2010/2876
KARAR TARİHİ : 15.03.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar vekili, müvekkilinden … ile davalının fırın çalıştırdığını, davalının müvekkilleri adına bankadan kredi çekmek ve teminat olarak sunmak için müvekkili …’dan teminat niteliğinde açığa imza şeklinde boş senet aldığını, sonra kredi işi olmadığı halde, senedin müvekkile iade edilmediğini, davalının bu senedi doldurarak takibe giriştiğini, bonoda davacı şirket kaşesi olmadığını ileri sürerek bonodan dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, duruşmadaki ifadesinde, bonodan dolayı alacaklı olduklarını, bu bononun hukuki ilişkisinin neye dayandığını açıklamanın davacı tarafa düştüğünü belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı … iddiasını ispat edemediğinden reddine, dava konusu senedi davacı şirket adına imzalayan kişinin sadece diğer davacı olduğu, bu nedenle davacı şirketin sentten dolayı sorumlu olamayacağı gerekçesiyle açtığı davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararının dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, İİK.nun 72 maddesine göre açılmış bono ile borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece kararın gerekçeye ilişkin bölümünde “…dava konusu senedi davacı şirket adına imzalayan kişinin sadece diğer davacı … olduğu, bu sebeple davacı şirketin senetten dolayı sorumlu olamayacağından…” denilmiş, hüküm fıkrasının birinci bendinde ise; “..davacıların davalarının ayrı ayrı reddine”şeklinde karar verilmiştir.
HUMK.nun 388.maddesi uyarınca karar gerekçesi ile hüküm sonucu birbiri ile uyumlu olmalı, bir başka anlatımla gerekçe ile varılan sonucun aynı olması gerekir. Somut olayda, yukarıda açıklandığı üzere, gerekçede davacı şirketin sorumlu olamayacağı belirtildiği halde, hüküm sonucunda davanın reddine karar verilmiş olması, gerekçe ile varılan sonuç arasında çelişki doğurmaktadır. Bu durumda mahkemece Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 91/7 E, 92/4. Karar ve 10.4.1992 tarihli kararı dikkate alınarak, bir hüküm kurulması için mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bende açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı taraf yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.