YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14529
KARAR NO : 2011/8768
KARAR TARİHİ : 29.06.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında yapılan kredi kartı üyelik sözleşmesi gereğince davalıya iki adet kredi kartı verildiğini, davalının kredi borcunu ödememesi üzerine toplam 30.971,13 YTL alacağın tahsili için yapılan icra takibinin davalının haksız itirazı nedeniyle durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, kredi kartı borcunun harcamalarından dolayı artmadığını, davacı bankanın limit artırımı yoluna gidip bu miktara temerrüt faizi ve masraf ekleyerek kendisini borçlu durumuna düşürdüğünü belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, icra takibinin 29.925,29 TL üzerinden takip tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar yıllık % 61,11 oranında faiz uygulanarak devamına, % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı bankanın 28.731,81 TL ana para, 1.136,65 TL temerrüt faizi ve 56,83 TL BSMV olmak üzere toplam 29.925,29 TL alacağı olduğu belirtilmesine rağmen gerekçe kısmında asıl alacağın 29.925,29 TL olduğu kabul edilmiş, hüküm kısmında asıl alacak, toplam alacak ayırımı yapılmadan 29.925,29 TL üzerinden takibin devamına denildikten sonra bu sefer “…asıl alacak olarak belirlenen 28.731,81 TL üzerinden davalının % 40 icra inkar tazminatına mahkumiyetine…” denilmiştir. Bu durum infazda tereddüt oluşturacağı gibi HUMK’nun 388.maddesinin son fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, aralarında çelişki bulunmaması gerekmektedir. Hal böyle olunca mahkemece anılan yasa hükmüne aykırı olarak gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunacak şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 29.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.