Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/6105 E. 2010/4179 K. 08.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6105
KARAR NO : 2010/4179
KARAR TARİHİ : 08.04.2010

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili banka ile davadışı … arasında imzalanan çek taahhütnamesinde davalının kefil sıfatı ile imzasının bulunduğu, sözleşme uyarınca davadışı …’ya verilen çek karnesinden keşide edilen bazı çeklerin karşılıksız çıkması üzerine 3167 sayılı Kanunun 10.maddesi uyarınca her bir çek yaprağı için müvekkili bankanın sorumlu olduğu bedelleri çek hamillerine ödediğini, ödenen bu bedelin tahsili için çekilen ihtarnameden sonuç alınamadığını, bu nedenle takibe geçildiğini, ancak davalının takibe itiraz ettiğini belirterek, haksız itirazın iptali ile %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermeyip, yargılamaya da katılmamıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacı banka ile dava dışı … arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi ve çek taahhütnamesinde davalının kefil sıfatı ile imzasının bulunmasına rağmen kefil olunan miktarın açıkça gösterilmediği, bu nedenle 12.04.1944 tarih 14/13 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca kefaletin geçersiz olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı banka vekilince temyiz edilmiştir.
BK’nun 484.maddesi gereğince kefalet akdinin geçerliliği sözleşmenin yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olacağı miktarın sözleşmede belirlenmiş olması koşuluna bağlıdır. Bu konuda 12.04.1944 tarih 14/13 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının da dikkate alınması gerekir. Sözü edilen kararda “kefillik sözleşmesinde kefilin ödeyeceği miktarın gösterilmiş olup olmadığının ve senette böyle bir miktarın anlaşılabilip anlaşılamayacağının hakim tarafından kendiliğinden göz önüne alınması” gerektiğine değinilmiştir. Somut olayda davalının kefil sıfatı ile imzasının bulunduğu Genel Kredi Sözleşmesinin ilk sayfasında kredi limitinin 50.000 YTL olduğu açıkça yazılmıştır. Bu durumda mahkemece kredi limiti olan bu miktarın kefalet miktarını da belirleyeceği düşünülmeden yanılgılı şekilde kefalet limitinin belirlenmediği gerekçesi ile davanın reddinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.