Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/9196 E. 2012/1800 K. 09.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9196
KARAR NO : 2012/1800
KARAR TARİHİ : 09.02.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki birleştirilen menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Asıl ve birleşen dosya davacılar vekili, müvekkili … ile davalı banka arasında imzalanan kredi sözleşmesinde diğer davacının kefil olduğunu, davalının yapılan ödemeleri dikkate almadan tüm kredi borcunun tahsili için icra takibine başladığını belirterek, Ümraniye 1. İcra Müdürlüğü’nün 2008/5322 nolu takip dosyasının iptaline, davacıların borçlu olmadıklarının tespitine, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen dosya davalısı banka vekili, kredi borcunun ödenmediğini bildirerek davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre takip tarihi itibariyle davacıların davalıya muaccel bir borçlarının bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen dosya davalısı vekilince temyiz edilmiştir.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3/e maddesinde “Tüketici”nin tanımı yapılmış, 10. maddesinde “Tüketici Kredisi” tanımlanıp, şartları belirlenmiş, aynı kanunun 23. maddesinde ise bu kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara Tüketici Mahkemelerinde bakılacağı hükme bağlanmıştır.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınması gerektiği gibi görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan görev konusunda taraflar için müktesep hak doğmaz.
Somut olayda uyuşmazlığa konu kredinin “Bireysel Kredi Sözleşmesi”ne istinaden kullandırıldığı sözleşmede asıl dava davacısının müşteri, birleşen dava davacısının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu, kredi sözleşmesinin kapsamı, kredinin kullandırılım şartları, kredi kullananın sıfatı nazara alındığında kredinin tüketici kredisi olduğu anlaşıldığı gibi asıl ve birleşen dosya davalısı banka vekili de kredinin tüketici kredisi olduğunu cevap dilekçelerinde beyan etmiştir. Bu durumda mahkemece dava konusu uyuşmazlıkta Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.