Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/15669 E. 2012/8584 K. 21.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15669
KARAR NO : 2012/8584
KARAR TARİHİ : 21.05.2012

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, davalılardan …’in, müvekkilinin uzaktan akrabası olup, Kuşadası’ndaki kız kardeşinin eşi …’un telefon kartı satışı yaptığından bahisle müvekkilinin eşine bu telefon kartlarından temin edeceği vaadiyle müvekkilinden 2 adet beheri 4.150.000.000-TL’lik olmak üzere toplam 8.300.000.000-TL’lik çek alarak müvekkilini dolandırdığını, bu çeklerden birinin diğer davalı … tarafından İzmir 5. İcra Müdürlüğünce 2003/3094 esas sayılı takiple icraya verildiğini, diğer çekle beraber de müvekkili hakkında …Asliye Ceza Mahkemesine 2003/768 esas sayılı ceza davası açtırıldığını, bu çeklerle ilgili olarak dolandırıcılık suçundan … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2003/462 esas sayılı kamu davası açıldığını, davalıların çıkar birliği içinde yetkili hamil olmadan bu çekleri elinde bulundurduğu sırada ona ciro ettirmiş görünen…. hakkında hazırlık aşamasında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2003/ 49275 kovuşturma yapıldığını, böylece müvekkilinin, iradesi dışında ve karşılıksız oldukları bilinerek alınan 8.300.000.000- TL. (beheri 4.150.000.000- Tl.lik çeklerdeki) miktarda davalılara borcunun olmadığının saptanmasına, %40 kötü niyet ödenmesine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili; davanın öncelikle TTK.’nın 5 maddesine göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesinin gerekli olduğunu, işbölümü itirazında bulunduklarını, kademeli dava açılamayacağını, esas yönünden ise müvekkilinin iyi niyetli üçüncü şahıs konumunda olduğunu, çeklerin cirantası olduğunu, davacının ceza mahkemelerindeki davalarda çelişkili ifadede bulunduğu davanın reddine karar verilmesini ve %40 tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili; davacının dava konusu çeklerin bazen işbu davada olduğu gibi rızası dışında elinden çıktığını, bazen de ceza davalarında olduğu gibi çeklerin çalındığını, dolandırıldığını iddia ettiğini, bunun doğru olmadığını, iş yapmak karşılığı verdiğini, davanın reddine ve %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece; davacının davaya konu olan iki adet çeki bedelsiz olarak kendisine telefon kontör-kart satışı yapılacağından dolayı davalı tarafa verdiğini, ancak çeklerin verilmesine rağmen kontörlerin kendisine teslim edilmediğini, bu nedenle dolandırıldığını iddia ettiği anlaşılmakta ise de; kural olarak çek bir ödeme vasıtası olup, aksi ispat edilmediği sürece bir borcun tasfiyesi amacıyla verildiğinin kabul edilmesi gerektiği, davacının davalı tarafa verilen çekler karşılığında borçlu olmadığını, çeklerin geçersiz kaldığını, dolandırıldığını belirtmiş olup dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasında taraflar arasındaki ilişkinin hukuki nitelikte bir ilişki olduğu belirtilerek sanıkların beraatine karar verildiğinin görülmekte olduğu, bu itibarla davacı tarafın çeklerin karşılığında kendisine mal (telefon kontörü) verilmediği iddiasının ispat yükümlülüğünün ortaya çıkmakta olduğu, davacı tarafın, kendisine mal teslim edilmediğini yazılı belge ile kanıtlayamadığı, konusu suç teşkil edebilecek bir fiil hakkında da yemin teklifinin mümkün olmadığının HUMK’nın 352. maddesinde düzenlenmiş olduğu, dolayısıyla davacı tarafın karşı tarafa konusu suç teşkil edebilecek iddiasıyla ilgili olarak yemin teklif etme hakkının da olmadığı, hal böyle olunca, davacının çekler karşılığında kendisine mal verilmediği, teslim edilmediği iddiasının yazılı bir delille kanıtlanamadığı dosya içeriğiyle ortaya çıkmış bulunmakla davacının sabit olmayan davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 21.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.