Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/9787 E. 2013/6596 K. 11.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9787
KARAR NO : 2013/6596
KARAR TARİHİ : 11.04.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı ve davacı vekili tarafından da duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. … ile davalı vek. Av. … ‘ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-

1)Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2)Davacı vekilinin temyizi; hüküm altına alınan miktara, talepleri doğrultusunda reeskont faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesinin doğru olmadığına ilişkindir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin içeriği, ilk karardan sonra davalı yanca yapılan ödemede hesaplanan faiz oranı ve davacı yanın dava dilekçesinden reeskont faizi talep etmiş olmasına göre hüküm altına alınan miktara reeskont faizi uygulanması gerekirken yasal faiz uygulanması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 990.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.04.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

-KARŞI OY YAZISI-

Hükmüne uyulan Dairemizin 08.04.2008 tarih, 2007/10240 E,2008/3646 K. sayılı bozma kararında özetle; “Taraflar arasında BS 20 kalitesinde hazır beton satışı konusunda anlaşma yapıldığı, ancak satıcı tarafından alıcıya teslim edilen betonun BS 15 kalitesinde olduğunun dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı, dosyaya sunulan bilirkişi raporu ile bu raporu doğrulayan üçüncü bilirkişi kurulu raporunda teslim edilen hazır betonun BS 15 kalitesinde olmasına rağmen kullanıldığı yerler ve inşaatın statik yapısı itibariyle yıkımı gerektirmediği belirtilmiş ise de, davacı vekilinin, Deprem Yönetmeliği’nde, inşaatlarda en az BS 20 kalitesinde beton kullanılması gerektiğine ilişkin hükümler bulunduğundan mevzuata aykırılık sebebi ile inşaata devam edilmesinin mümkün olmadığını ve belediye yetkililerinin buna izin vermeyeceğini ileri sürdüğü, bu durumda mahkemece Deprem Yönetmeliği hükümleri de gözetilerek Belediye İmar Müdürlüğü’nden konu ile ilgili ayrıntılı araştırma ve inceleme yapılarak BS 20 yerine BS 15 kalitesinde beton kullanımının, kullanıldığı yerler de dikkate alınarak yıkımı gerektirip gerektirmediğinin belirlenmesi ve yıkımın gerekli olduğu sonucuna varılması halinde davacının bundan dolayı oluşacak tüm zararını isteyebileceği, yıkım gerektirmediğinin belirlenmesi halinde ise sadece BS 20 ve BS 15 kaliteli betonlar arasındaki fiyat farkını talep edebileceği gözetilerek uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gereğine” değinilmiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma kararına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Oysa, mahkemenin bozma kararına uymasıyla bir taraf lehine diğer taraf aleyhine usuli kazanılmış hak doğar. Bu nedenle mahkeme, bozmada gösterilen esaslar çerçevesinde araştırma ve inceleme yaparak sonucuna göre hüküm kurma yükümlülüğü altına girer. (Kuru, Baki; Hukuk Muhakemeleri Usulü, Altıncı Baskı, Cilt V, 2001 sh. 4739 vd; 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Yargıtay HGK 15.09.1982 T. 7/1798 – 785 sayılı kararı, Yargıtay HGK 14.06.1995 T. 14/208-632 sayılı kararı). Yerel mahkeme bu yükümlülüğe uymamıştır.
Zira, bozma kararı uyarınca …Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’ne yazılan yazıya verilen 25.05.2009 tarihli cevapta; “Söz konusu inşaatın mevcut beton kalitesiyle devam edip etmeyeceği, ruhsatının yenilenip yenilenemeyeceği hususunda, 2007 tarihinde yürürlüğe giren “Deprem Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik” çerçevesinde konusunda uzman inşaat mühendisine statik analizlerinin tekrar yaptırılması neticesinde karar verilebileceği” belirtilmiş, aynı birimin 24.12.2009 tarihli cevabi yazısında da ilk cevap yazısına paralel açıklamalar yapılmış, 01.02.2010 tarihli cevabi yazıda ise; “BS 20’den daha düşük kalitede beton kullanılması halinde inşaatın belediye veya valiliklerce o andaki durumunun tespit edilerek mühürleneceğinin ilgili yönetmelikler gereği olduğu, bu aşamadan sonra ruhsat ve eklerine aykırı duruma düşen binanın mevcut bina olarak değerlendirileceği, 2007 tarihli Yönetmeliğin 7. bölümünde mevcut binaların nasıl değerlendirileceği, performansının hangi düzeyde olacağının açıkça belirtildiği,mevcut binalar için yapılacak analiz neticesinde öngörülen performansı sağlaması durumunda güçlendirmeye gerek olmadığı ve bu halde binanın devamına müsaade edileceği, sağlamaması durumunda hazırlanacak güçlendirme projesiyle öngörülen performansı sağlayan binaların maliyeti de dikkate alınarak güçlendirilmek suretiyle devamına müsaade edileceği, aksi halde gerekli performansı sağlamayan binanın yıktırılacağı, bu konuyla ilgili olarak Bayındırlık Bakanlığı Teknik Araştırma ve Uygulama Genel Müdürlüğü’nden daha detaylı görüş alınabileceği” belirtilmiş, yine aynı birimin 12.03.2010 tarihli cevap yazısında da ilgili yönetmelik hükümlerinden söz edilerek benzer açıklamalara yer verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, …Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün yukarıda belirtilen cevabi yazılarında açıklandığı gibi dava konusu binanın mevcut durumu itibariyle statik analizlerinin uzman inşaat mühendislerine yaptırılması ve buna göre performans değerlendirmesi sonucunda yıkılmasına gerek bulunup bulunmadığının tespiti gerekirken, bu hususlarda herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadan dosyadaki verilere göre bilirkişi kurulundan rapor alınarak eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Belirtilen bu eksiklikler giderilmeden bozma kararının gereklerinin tam olarak yerine getirildiğinden söz edilemez.
Sonuç olarak mahkemece Dairemiz bozma kararına uyulduğu halde bozma gerekçesinde belirtilen şekilde araştırma ve inceleme tamamlanmadan eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmasının bozmayı gerektirdiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamıyoruz.