Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/1604 E. 2013/6944 K. 16.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1604
KARAR NO : 2013/6944
KARAR TARİHİ : 16.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile davalının ortak oldukları dönemde yapmış oldukları iş karşılığında, müvekkilinin davadışı … ve …’ e toplam 6.000-TL bedelli 5 adet bonoyu düzenleyerek verdiğini, müvekkili ile davalının bu şahıslara giderek senetleri ödediklerini, senetlerin 3. şahıslara ciro edilmesi sebebiyle o anda senetleri geri alamadıklarını, ancak daha sonra bu şahısların senetleri piyasadan toplayarak ve cirolarını iptal ederek getirdiklerini, o sırada büroda olan davalıya senetlerin teslim edilmiş olduğunu, daha sonra müvekkili ile davalının ortaklıklarının sona erdiğini, bahse konu 6.000-TL bedelli 5 adet senedi davalının iade etmediğini, bu senetlere davalının kendi cirosunu atarak müvekkili aleyhine Ankara 16. İcra Müdürlüğü’ nün 2010/4747 sayılı dosyasından icra takibine koyduğunu, sözkonusu senetlerin ciroları iptal edildikten sonra davalının ciro etmiş olması ve hatta bankanın kaşesinin altına dahi davalının kendi cirosunu yazması nedeniyle ciro silsilesinin bozulduğunu, senetlerin kıymetli evrak özelliğini yitirdiğini, takibe konu edilen ve lehtarı davalı olan 5.000-TL’ lik diğer bono bakımından ise bu davada bir taleplerinin bulunmadığını belirterek, bahse konu 6.000-TL’ lik bonolardan dolayı müvekkilinin davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, bonoların iptaline ve davalı aleyhine %40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalının usulüne uygun davetiyeye rağmen cevap dilekçesi sunmadığı, duruşmadaki beyanında ise, dava konusu bonoları davacıdan aldığını, davacıdan alacağı olduğundan icra takibi yaptığını, bonoları aldığında arkasındaki ciroların iptal edildiğini bildiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davaya konu bonoların arkasında lehdardan itibaren yapılan tüm cirolar çizildikten sonra lehdarın cirosu olmaksızın davalının imzasının bulunduğu, buna göre davalının bonoları yetkili hamilden usulünce ciro ile devralmış olmadığı, bu nedenle davalının takip yapmaya yetkili olmadığı, takipteki toplam 11.000-TL’ lik bonodan dava konusu edilen 6.000-TL’ lik kısımla ilgili olarak işlemiş faiz ve komisyonuyla birlikte takip tarihi itibariyle 7.132,06-TL’ den davacının davalıya borçlu olmadığı, bu suretle davanın kısmen kabulü ile takibin haksız ve kötüniyetli olarak yapıldığı kanıtlanmadığından davacının tazminat talebinin reddinin gerektiği belirtilerek, bonoların asıl alacak kısmı 6.000-TL’den ve bu bonolara ilişkin olarak takipte istenen 1.114,06-TL’ lik işlemiş faiz ile 18-TL’lik komisyon olmak üzere toplam 7.132,06- TL’lik kısmından davacının davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, takibin haksız ve kötüniyetli yapıldığı kanıtlanmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı kendisinden önce tüm ciroların çizilmiş olduğunu bildiğini beyan etmiş olup, bu durumda yetkili hamil olmadığını bile bile takibe geçmekle somut olay bakımından takibinde kötüniyetli olduğunun kabulü ile davacı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu yöndeki talebin reddinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.