YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14139
KARAR NO : 2012/18444
KARAR TARİHİ : 05.12.2012
MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, araç kiralama işiyle iştigal eden davalı şirketten kira dönemi sonunda kiralanan aracın müvekkili şirkete devredileceği taahhüdünde bulunulmuş olması sebebiyle . Model . marka aracın 36 ay süre ile ve aylık 1.960.- USD bedelle müvekkili şirkete kiralanıp teslim edildiğini, böylece taraflar arasında araç kiralama sözleşmesinin imzalandığını, aracın müvekkili tarafından kiralanarak teslim alınmasından sonra 36 ay boyunca araç kirası olan bedelin düzenli olarak ödendiğini ve süre bitiminde 21.000.- USD’nin davalıya ödenmesine hazır olduklarını belirtir … 17. Noterliği aracılığıyla 19.06.2008 tarih ve 11276 yevmiye numaralı ihtarnameyi gönderdiklerini, davalı tarafın söz konusu ihtarnameye verdikleri … 10. Noterliği kanalıyla 30.06.2008 tarih 19390 yevmiye nolu cevabi ihtarnamesinde aracın belirtilen bedelle devir ve davacı adına tescili isteğini kabul etmediklerini, davalı taraf yazılı bir taahhüdünün bulunmadığını ve süre bitiminde aracın kendilerine teslim edilmesi gerektiğinin bildirildiğini, daha sonra davalı şirket yetkilisi … tarafından müvekkili şirket yetkilisi .’a gönderilen 31.08.2005 tarihli elektronik posta ile müvekkiline böyle bir taahhütte bulunulduğunun kabul edildiğini, fakat davalı şirketin hisselerini satın alarak birleşilen . isimli firmanın araç teslimi yapılmaması konusunda kendilerine talimat verdiği ve bu nedenle teslimi gerçekleştiremeyeceklerinin beyan edildiğini, davalı tarafın ihtarı nedeniyle kiralanan davaya konu aracın dava haklarının saklı kalması kaydıyla davalı şirkete dönem sonunda teslim edildiğini, aracın kiralandığı dönemde davalı tarafından tahmin edilen döviz kuru üzerinde aracın piyasa fiyatı 35.000.- TL olarak hesaplanıp taahhütnamenin hazırlandığını, dönem sonunda döviz değerinin düşmesi nedeniyle 21.000.- USD’nin karşılığının yaklaşık olarak 25.000.- TL’de kalmış bulunduğunu, böylece davalının piyasada 35.000.- TL değeri olan aracın devrini vermekten kaçınmak için taahhüdü inkar yoluna gittiğini ileri sürerek, dava konusu aracın müvekkili şirket adına devir ve tescilinin yapılmasına, bunun mümkün olmaması durumunda 10.000.- TL maddi tazminatın davalı şirketten alınarak müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirket arasında akdedilen 20.07.2005 tarihli Filo Yönetimi Hizmet Sözleşmesi ile mülkiyeti müvekkili şirkete ait olan 2005 model . marka aracın 0 km. olarak davacı şirketin kullanımına tahsis edildiğini, müvekkili şirketin Filo Yönetimi Hizmet Sözleşmesindeki mevcut tüm edimlerini yerine getirdiğini, davacı tarafın iddia ettiği şekilde, müvekkili şirketin kiralık olan aracı davacı şirkete kira müddetinin sonunda devretmesi yönünde hiçbir taahhüdünün bulunmadığını, bu konuda davacı tarafa ihtarname gönderdiklerini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre; davacı tarafın iddiasına konu araç satış vaadi sözleşmesinin Borçlar Kanunu’nun 22/2 maddesindeki; “Kanun iki tarafın menfaatleri için bu akdin sıhhatini bir nevi şekle riayet etmeye tabi kıldığı takdirde, bu şekil o akdin yapılması taahhüdüne de tatbik olunur.” hüküm uyarınca geçerli olabilmesi için olay tarihi itibariyle 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 20/d maddesi gereği mutlaka noterlerce düzenlenmesi gerektiği, bu şekle uyulmadığı takdirde geçerli bir sözleşmenin kurulmuş olmayacağı, davacı taraf davalı ile arasında 20.07.2005 tarihli Filo Yönetimi Hizmet Sözleşmesi’ne ek olarak satış vaadi sözleşmesi yapıldığını iddia etmiş ise de; bu sözleşmenin kurulduğuna ilişkin başkaca yazılı bir delil sunamadığı, bu durumda davacının iddia ettiği sözleşmenin o tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre tabi olduğu noterce yazılı olarak düzenlenme şeklinin gerçekleşmemesi nedeniyle ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 05.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.