Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/10590 E. 2011/4772 K. 11.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10590
KARAR NO : 2011/4772
KARAR TARİHİ : 11.04.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiş ancak mahkemece muhtıra ile belirlenen sürede istenen harç ve giderlerin yatırılmaması nedeniyle temyiz isteminin reddine karar verilmiş, bu kararın da davalı vekilince temyizi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya iplik sattığını, satış bedellerinin yüksek olması nedeniyle müvekkili lehine ipotek tesis edildiğini, davalının borçlarını ödememesi üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu belirterek itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne, davalının takibe konu alacağa yönelik itirazın iptaliyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takibin 1.000.000 TL alacak yönünden devamına ve davalının %40 oranında icra inkar tazminatıyla sorumluluğuna karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temiz edilmiştir.
Davalının temyizi üzerine yerel mahkemece, bakiye karar harcı, nisbi temyiz harcı ile posta masrafının yatırılması için davalı vekiline muhtıra çıkarılmış, verilen sürede istenen harç ve giderler yatırılmadığı gerekçesiyle mahkemece 22.7.2010 tarihli ek kararla HUMK’nun 434/3 maddesi uyarınca davalı vekilinin temyiz itirazının reddine karar verilmiş olup, iş bu ek karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
23.7.2010 gün ve 6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 18. Maddesiyle Harçlar Kanunu’nun 28 maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yapılan değişiklik uyarınca; bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez. Hal böyle olunca; mahkemece çıkarılan muhtırada bakiye karar ve ilam harcının yatırılmasının istenmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu durumda; sadece nisbi temyiz harcı ile ve varsa posta giderlerinin yatırılması için yeniden usulüne uygun bir muhtıra çıkarılması gerekirken usulsüz muhtıraya dayalı olarak HUMK’ nun 434. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddine dair verilen ek karar isabetsiz olup bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz talebinin reddine dair 22.07.2010 günlü ek kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.04.2011 gününde oy çokluğuyla karar verildi.

(Muhalif)

Aslı gibidir.

KARŞI OY YAZISI

Davacı, davalı aleyhine 17.10.2008 tarihinde 1.000.000 TL üzerinden ipoteğin paraya verilmesi yoluyla takibe geçmiş, davalının itirazı üzerine takip durmuş, açılan itirazın iptali davasında itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı, hükmü sadece aleyhine hükmedilen icra inkar tazminatı yönünden temyiz etmiştir.
İtirazın iptali davalarında talep edilen icra inkar tazminatı müddeabihe dönüşmeden harçlandırılamaz. Harcı yatırılarak müddeabihe dönüşmeyen icra inkar tazminatı talebinin kabulü halinde kabul edilen miktar üzerinden ayrıca karar ve ilam harcı alınamaz . (HGK 27.10.1999, 19-901/878) Maktu harca tabi davalarda temyiz edilen karardan alınan karar ve ilam harcı kadar temyiz harcı alınır. Nisbi harca tabi davaların kabulüne ilişkin kararların temyizi halinde, mahkemece alınmasına karar verilen nisbi karar ve ilam harcının dörtte biri temyiz harcı olarak alınır. Temyize konu hüküm altına alınan icra inkar tazminatı üzerinden maktu veya nisbi harca hükmedilmediğine göre, davalının icra inkar tazminatı yönünden hükmü temyiz ederken maktu harç yatırması yeterlidir.
Davalı maktu temyiz harcı yatırdığından mahkemenin temyiz itirazının reddine ilişkin 22.7.2010 tarihli kararının bozularak kaldırıldıktan sonra davanın esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi gerekir. Sayın çoğunluğun yerel mahkemenin ek kararının bozulmasına ilişkin kararı sonucu itibariyle isabetli ise de bozma gerekçesine yukarıda açıkladığım gerekçelerle katılmamaktayım.