YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7984
KARAR NO : 2011/8731
KARAR TARİHİ : 29.06.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
İhtiyati Hacze.İtiraz eden : ….San.ve Tic. Ltd, şti. Vek. …
İhitiyati .Haciz .İsteyen : …. San. Ve. TicLtd. ŞtiVek. Av. …
Taraflar arasındaki İhitiyati haczin kaldırılması talebinin incelenmesi sonunda verilen kararda yazılı nedenlerden dolayı itirazın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde ihtiyati hacze itiraz eden vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İhtiyati haciz isteyen vekili, çeke istinaden ihtiyati haciz isteminde bulunmuş, talep uygun görülerek mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmiştir.
İhtiyati hacze itiraz eden vekili, çeke dayalı yapılan icra takibinin iptaline karar verilerek müvekkilinden tahsil edilen çek bedelinin icranın iadesi yoluyla karşı taraftan tahsili konusunda muhtıra gönderildiğini aynı çeke dayalı olarak açılan itirazın iptali davasının reddedildiğini, çek tutarı 27.000 TL olmasına rağmen 37.780. TL için ihtiyati haciz kararı verilirken bu alacağın tamamı içinde %5 çek tazminatının alacak tutarına eklenmesinin hatalı olduğunu belirterek ihtiyati haczin kaldırılmasını istemiştir.
Mahkemece, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/444 E, 2010/656 K. Sayılı ilamında ihtiyati haciz talep eden alacaklı yararına toplam 22.671. TL yargılama giderine hükmedildiği, borçlunun 27.000. TL bedelli çeklerden dolayı açılan menfi tespit davasının reddedildiği alacağın ilama dayalı olması nedeniyle teminatsız ihtiyati haciz kararı verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı belirtilerek itirazın reddine karar verilmiş, hüküm muteriz vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-İcra ve İflâs Kanunun (İİK) 259’uncu maddesine göre “İhtiyati haciz istiyen alacaklı hacizde haksız çıktığı taktirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96 ncı maddesinde yazılı teminatı vermeğe mecburdur.Ancak alacak bir ilama müstenid ise teminat aranmaz.Alacak ilam mahiyetinde bir vesikaya müstenid ise mahkeme teminata lüzum olup olmadığını takdir eder.” Bu kanun hükmü uyarınca ilama dayalı alacak için teminatsız, ilam niteliğindeki belgeye bağlı alacak için takdiren teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilebilir. Bu kanun hükmünde veya diğer kanun hükümlerinde istisnaları belirtilmemiş ise teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilemez. Mahkemece ihtiyati haciz kararı “takdiren teminatsız” olarak verilmiştir. Somut olayda ihtiyati hacze dayanak olan çek ve sözleşme ilam mahiyetinde olmadığı gibi ilam niteliğinde belge de sayılamaz. Borçlunun açtığı menfi tespit davasının reddedilmesi de söz konusu belgeleri ilam veya ilam niteliğinde belge hâline getirmez. Mahkemece bu yönler gözetilmeden “takdiren teminatsız” olarak ihtiyati haciz kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2-Mahkemece 37.780 TL üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesine rağmen, alacaklı tarafından 32.810 TL üzerinden ihtiyati haczi tamamlayan merasim çerçevesinde icra takibi yapılmış olup, İİK’nun 264’üncü maddesi hükmü uyarınca takip yapılmayan kısma yönelik ihtiyati haczin kanundan dolayı hükümsüz kaldığı gözetilmeden itirazın tamamen reddedilmesi isabetsizdir.
3-İİK’nun 72,V hükmüne göre, “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde kırkından aşağı olamaz.” Bu kanun hükmü nedeniyle menfi tespit kararları kesinleşmeden icra edilemezler.
Ayrıca alacaklının Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin hükme bağladığı yargılama gideri ve vekalet ücreti konusunda da bir ihtiyati haciz talebi olmadığı gibi ihtiyati haciz kararında da söz konusu ilamda yazılı yargılama gideri ve vekalet ücretinden dolayı da ihtiyati haciz kararı verildiği belirtilmemiştir. İİK’nun 265. maddesi uyarınca borçlu itiraz sebepleriyle bağlı olduğuna göre alacaklının da ihtiyati haciz talep ederken dayandığı alacak sebepleri ile bağlı sayılması taraflar arasındaki eşitlik ilkesine ve menfaatler dengesine uygun düşer. Mahkemece bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
4-İhtiyati haciz talep tarihi itibarıyla icra eski haline iade edilmemiş olup, alacaklının zilyetliğindeki bir paranın henüz borçlunun yedine geçmediği düşünülmeden borçlu hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesi de isabetsizdir.
Mahkemece yukarıda yazılı hususlar üzerinde durularak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA peşin harcın istek halinde iadesine, 29.6 2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.