Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/12224 E. 2012/2701 K. 23.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12224
KARAR NO : 2012/2701
KARAR TARİHİ : 23.02.2012

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkili bankanın … Sanayi Sitesi 676 Sk. 3 numaralı dükkanı malikleri …ve arkadaşlarından 04.08.1989 tarihinde kiralayıp şube olarak kullanmaya başladığını ve kiraladığı yere ait 13795 sayılı elektrik abonesini de üzerine aldığını, müvekkili bankanın aynı yerin yan tarafında kendi işyeri inşaatı bittiği için 2001 yılı sonlarında kiraladığı işyerinden ayrıldığını, ancak elektrik aboneliğini iptal ettirmediğini, boşalan işyerini …’ a kiraya verdiklerini, dava konusu aboneliği …’ın kullandığını, 17.08.2002 tarihli tutanak ile … görevlileri tarafından hakkında kaçak elektrik kullanmadan dolayı işlem yapıldığını, … isimli şahsın borçlarını ödemeden işyerinden ayrıldığını, mülk sahiplerinin 11.03.2003 tarihinde …’a başvurarak abone devrini kendi üzerlerine aldığını, …’ a ulaşılamaması nedeni ile davalı kurumun müvekkili aleyhine … 2. İcra Müdürlüğünün 2004/108 esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattıklarını, müvekkili bankanın itirazı üzerine takibin durduğunu, müvekkili bankanın 129770 numaralı aboneden elektrik aldığını, 13795 sayılı aboneden 2001 yılından bu yana enerji kullanmadığını, borcun … isimli şahsa ait olduğunu belirterek müvekkilinin davalı kuruma 2.992,74 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu abonelik kaydının halen davacı banka adına devam ettiğini, abone adresinden ayrılmaları halinde abonelik kaydının iptal ettirilmesi gerektiğini, dava konusu abonenin kendilerine ait olduğunun kabulü ile dosya borcunu 25.04.2008 tarihinde ödediklerini ve bu tarih itibarı ile abonelik ilişkisinin sona erdirildiğini ve davacının ödediği paranın aboneliği dönemine ait enerji tüketimine ait ayrıca da taahhüdü altındaki borçla ilgili olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporlarına göre, dava tarihi olan 20/03/2008 tarihi itibarı ile 2.992,74 TL asıl alacak, 5.687,16 TL avans faizi ile gecikme bedeli toplamı ve 1.023,69 TL KDV olmak üzere toplam 9.703,59 TL borçlu bulunduğunun tespit edildiği, davacı tarafından ödenen toplam 13.044,73 TL’ den bu miktar düşüldüğünde istirdada dönüşen miktarın ise 3.341,14 TL olduğu gerekçesiyle davanın asıl alacağa ilişkin bölümünün kabulü ile, 3.341,14 TL alacağın davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yerel mahkeme kararının gerekçe bölümünün en son pragrafında; “Dava tarihi olan 20.03.2008 tarihi itibarı ile 2992,74.-TL asıl alacak, 5687,16.-TL avans faizi ile gecikme bedeli toplamı ve 1023,69.-TL KDV olmak üzere 9703,59.-TL borçlu bulunduğunun tespit edildiği, davacı tarafından ödenen toplam 13.044,73.-TL’ den bu miktar düşüldüğünde istirdada dönüşen miktarın ise 3341,14.-TL olduğu anlaşılmakla, davanın bu miktar yönünden kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.” denildiği halde, hüküm kısmında “Davanın asıl alacağa ilişkin bölümünün KABULÜ ile, 3341,14.-TL alacağın davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, davacının faize ilişkin talebinin reddine,” denilmiştir. Böylece gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmıştır. Bu hal HMK 297 (HUMK 388) maddesi hükmüne aykırılık oluşturduğundan hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.