Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/9172 E. 2011/4741 K. 11.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9172
KARAR NO : 2011/4741
KARAR TARİHİ : 11.04.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari mal satışına dayalı olarak başlatılan takibin davalının kısmi itirazı üzerine durduğunu bildirerek 09.03.2009 tarihindeki toplam borcun 207.397,38 TL olmak üzere kabulü ile 49.311,36 TL lik kısmi itirazın iptaline, %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı alacağının icra takibinde talep edilen miktar kadar olmadığını ve talep edilen faiz oranının da yasal olmadığını bildirerek davanın reddi ile %40 tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, takip konusu faturalardan davalının yaptığı ödemeler düşüldüğünde 24.02.2009 takip tarihi itibariyle 226.614,33 TL, 22.04.2009 dava tarihi itibariyle 155.244,22 TL davacı alacağının bulunduğu, 09.03.2009 tarihinde davalı yanca itiraz edilen kısım 74.520,54 TL olup, dava tarihine kadar davalı tarafından yapılan toplam 71.370,11 TL ödeme düşüldüğünde, dava tarihi itibari ile kabul edilen toplam alacak miktarının 158.086,62 TL olduğu, dolayısıyla dava tarihindeki borç miktarının davalı tarafça kabul edilenden daha az olduğu, icra takibinden ve itirazdan sonra dava tarihine kadar yapılan ödemeler göz önüne alındığında dava tarihindeki alacak miktarı bakımından davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede ödemelerin idarenin nakit durumuna göre sıra dahilinde yapılacağı kararlaştırıldığından davalının henüz ödenmeyen faturalarla ilgili temerrüde düştüğünden söz edilemeyeceği ve takip tarihinden sonraki dönem için de faiz istenilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı alacaklı 232.606,56 TL üzerinden takibe geçmiş, takibe itiraz üzerine alacak miktarının 207.097,38 TL olduğunu bildirerek davalının itirazının 49.397 TL üzerinden iptalini talep etmiştir.
İtirazın iptali davasında kural olarak alacak miktarının takip tarihi itibariyle saptanması gerekir. İtiraz edilmeyen kısım yönünden takip devam edeceği için itirazın iptali davasına konu edilemez. Takipten sonra davadan önce borçlunun ödemeleri varsa bu ödemelerin öncelikle itiraz edilmeyen alacağa mahsup edilmesi, fazla ödeme varsa bu ödemelerin da itiraz edilen alacaktan mahsup edilmesi gerekir. Takipten sonra yapılan ödemeler nedeniyle itirazın iptali davası konusuz kalabileceği için mahkemece davacı alacaklının alacağının takip tarihi itibariyle saptanması, daha sonra ödemeler varsa bu ödemeler gözetilerek dava tarihi itibariyle dava konusu edilen miktarı talepte haklı olup olmadığı üzerinde durularak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir. Bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmadığı gibi davalının alacağın hangi miktarını kabul ettiği açıklığa kavuşturulmadan hüküm kurulması da isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.