YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8602
KARAR NO : 2011/2566
KARAR TARİHİ : 28.02.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 22.12.2008-20.05.2010 (Ek Karar)
Nosu : 167-743
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ve harç yatırılmadığından temyiz isteminin reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. ile davalılardan asil … ve vekl.Av….’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan asil ve avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalılardan … Ltd.Şti’ne kullandırılan krediye diğer davalıların kefalet ettiğini, kredi hesabının 15.03.2002 tarihinde kat edilerek alacağın tahsili için 2004/2367 esas sayılı icra takibi yapıldığını takibe itiraz edildiğini iddia ederek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar savunmalarında, borca karşılık 16.11.1998 tarihinde taşınmaz devri yapıldığını ve borcun kapatıldığını beyan ederek davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, borca karşılık devri yapılan taşınmazın devir bedelinin mahsubu sonucu bilirkişi raporu ile belirlenen 1.941.463.51.-TL alacağa yapılan itirazın iptaline, kefillerin kefalet limiti ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçları ile sorumlu tutulmalarına karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmü temyiz eden davalılar … Ltd.Şti.ve Akın Ltd.Şti. tarafından temyiz harcı yatırılmamış olduğundan harç ikmali için dosya mahalline geri çevrilmiş ve yerel mahkemece 20.05.2010 tarihli ek karar ile harç ikmal edilmediği için tüm davalıların temyiz istemleri red olunmuş, bu karar da davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava nispi karar ve ilam harcına tabi olup, temyiz istemi de nispi temyiz harcına tabidir. Davalı … Ltd.Şti. ile davalı … Ltd.Şti.’nin temyiz harçlarını ikmal etmemeleri nedeniyle yerel mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya bir aykırılık bulunmamaktadır. Bu durumda davalı … Ltd.Şti. ve davalı … Ltd.Şti.’nin temyiz isteminin reddine dair ek karara yönelik yaptıkları temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-Davalı …’ın temyizine gelince;
Davalı …, yargılama sırasında Adli Muzaheret talep etmiş ve bu istemi mahkemece kabul edilerek yargılamaya davalı yönünden Adli Muzaheret’ten faydalandırılarak devam olunmuştur.
28.12.2008 tarihli yerel mahkeme kararını da adı geçen Adli Muzaheret istemli olarak temyiz etmiştir. Dairemizin 02.03.2010 tarihli temyiz harcı ikmali için geri çevirme kararı, diğer davalılar … Ltd.Şti ve Akın Ltd.Şti yönündendir. Ne var ki yerel mahkemece, Dairemizin geri çevirme kararı hatalı yorumlanarak davalı … yönünden de temyiz harcı ikmali istenmiş ve yerine getirilmediği gerekçesiyle 20.05.2010 tarihli ek karar ile temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Davalı …’ın temyiz istemi Adli Muzaheret talepli olduğu ve bu yönde bir geri çevirme olmadığı halde yerel mahkemece temyiz isteminin reddi yerinde değildir.
Yerel mahkemenin 20.05.2010 tarihli …’ın temyiz isteminin reddi kararı kaldırılarak temyiz itirazı Adli Muzaheret talepli olarak incelenmiştir.
3-Yargılamaya son verilen oturumda okunan kısa karar ile yasal süresi içinde yazılan gerekçeli karar birbirine uyumlu olmak zorundadır.
Yine mahkemece karar verilmekle dosya üzerinde hükmün aslına yönelik işlem yapılamaz. HUMK.nun 455 ve 459 maddeleri mahfuzdur.
Ne var ki mahkemece, 14.07.2009 tarihli ek karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasında değişiklik yapılmış olup, bu husus HUMK.nun 455 ve 459 maddelerine aykırılık teşkil eder. Bu nedenle davalı …’ın tavzih kararına yönelik temyizinin kabulü ile 14.07.2010 tarihli tavzih kararının bozulması gerekmiştir.
4-Davalı …’ın 28.12.2009 tarihli esas karara yönelik temyizine gelince;
Yerel mahkemece yargılamaya son verilen kısa kararda “alacağın %130 temerrüt faizi ile tahsiline” denildiği halde gerekçeli kararda “%30” denilmiş olması kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişiklik oluşturur.
Bu hal HUMK.381/2.maddesine aykırılık teşkil ettiğinden 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı uyarınca bir hüküm kurulmak üzere esas kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenle davalılar … Ltd.Şti. ve Akın Ltd.Şti’nin 20.05.2010 tarihli temyiz isteminin reddine yönelik yerel mahkeme kararına karşı yaptıkları temyiz isteminin reddiyle 20.05.2010 tarihli kararın adı geçen davalılar yönünden ONANMASINA, (2) sayılı bentte açıklanan nedenle hükmü Adli Muzaheret talepli temyiz eden …’ın Adli Muzaheret talebinin kabulü ile 20.05.2010 tarihli temyiz isteminin reddine dair ek kararın … yönünden BOZULMASINA, hüküm fıkrasında HUMK.nun 455 ve 459 maddesine aykırı olarak değişiklik yapıldığından 14.07.2010 tarihli hükmün tavzihine yönelik ek kararın BOZULMASINA, (4) sayılı bentte açıklanan nedenle 28.12.2009 tarihli mahkeme kararının davalı … yararına BOZULMASINA, davacı vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunduğundan takdiren 825.00.-TL duruşma vekalet ücretinin davalılar … Ltd.Şti ve Akın Ltd.Şti.’den alınıp, davacıya verilmesine, davalı … vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunduğundan takdiren 825.00.-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalı …’a verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.