Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/11809 E. 2011/12971 K. 20.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11809
KARAR NO : 2011/12971
KARAR TARİHİ : 20.10.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi Nedim Hancı aleyhine davalı tarafından icra takibine girişildiğini, takip dayanağı 30.05.1998 tanzim tarihli senedin imzalandığı tarihte murisin fiil ehliyetine haiz olmadığını, bu nedenle senedin geçersiz olduğunu iddia ederek borçlu olmadıklarının tespiti ile davalının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, dava konusu bono hakkında daha önce bononun iptali için açılan davanın reddedilip, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, kesin hüküm bulunduğunu, murisin bonoyu imzaladığı tarihte temyiz kudretine haiz olup olmadığının önceki davada incelendiğini, kısıtlama kararının geriye yürümeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacılar vekili, takip dayanağı senetteki imza ve yazıların murise ait olmadığını iddia ederek borçlu olmadıklarının tespiti ile davalının tazminata mahkum edilmesini istemiştir.
Davacı vekili 06.01.2011 günlü celsede birleşen davadan vazgeçtiklerini bildirmiştir.
Mahkemece, iddia savunma, toplanan delillere ve Adli Tıp Kurumu raporuna göre muris Nedim Hancı’nın akit tarihi olan 30.05.1998 tarihinde fiil ehliyetine haiz olmadığı, fiil ehliyeti bulunmayan bir şahsın yaptığı hukuki işlemlerin batıl olduğu, davacının davasında haklı olduğu, davalının kötüniyeti ve murisin ehliyetsizliğini bildiğinin ispat edilmediğinden davacı tarafın tazminat isteminin reddi gerektiği, birleşen davadan davacının son celsede vazgeçtiği gerekçesiyle birleşen davanın vazgeçme nedeniyle reddine, dava feragat nedeni ile reddedildiğinden davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına, birleşen dosyada yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve asıl davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekili 06.01.2011 tarihli celsede birleşen davadan vazgeçtiklerini bildirmiştir. Bu durumda karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesinin 6. maddesi uyarınca kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmolunması gerekir. Mahkemece Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin anılan maddesi uyarınca karar verilmiş olmakla bilrlikte harca esas değer gözetildiğinde davalı yararına hükmolunan vekalet ücreti fazla olup, bu nedenle hükmün bozulması gerekmişse de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün 1086 sayılı HUMK ‘nun 438/7 (6100 sayılı HMK’nun 370/2) maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,(2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın hüküm fıkrasının A/5 nolu bendinin 2. satırında yer alan “hesap edilen 4.972,41 TL vekalet ücretinin” ibaresinin karardan çıkartılarak yerine “hesap edilen 1.485 TL vekalet ücretinin” ibaresinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, davacının yatırdığı peşin harcın istek halinde iadesine, 20.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.