Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/3944 E. 2011/12847 K. 19.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3944
KARAR NO : 2011/12847
KARAR TARİHİ : 19.10.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalılar … ve …’ın kefaletiyle dava dışı… ile imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredinin ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, kefiller hakkında yapılan icra takibinin vaki itiraz üzerine durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, davalıların %40 tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin 26.04.2005 tarihli Genel Kredi Sözleşmesini kefil olarak imzaladığını, fakat sadece son sayfanın imzalanması nedeniyle diğer sayfaların bağlayıcı olmadığını, 26.04.2005 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca kullandırılan 50.000 TL kredinin geriye ödendiğini, sonradan kullandırılan 4 farklı ticari krediden dolayı müvekkilinin kefil olmadığını, ihtarın müvekkiline tebliğ edilmediğini savunmuştur.
Diğer davalı duruşmaya gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, Genel Kredi Sözleşmesinin son sayfasının imzalanmış olduğu, ancak önceki sayfalara atıfta bulunulmadığından kefaletin geçersiz olduğunun kabulü gerektiği, ne var ki davalıların icra dosyasında ve dava dosyasında kefaleti kabul ettikleri, bilirkişi raporuna göre kullandırılan 81.830 TL kredinin geri ödendiğinin anlaşıldığı belirtilerek davanın reddine, ödenmiş bir borçtan dolayı icra takibi yapan davacının %40 tazminata mahkum edilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalıların 50.000. TL bedelli genel kredi sözleşmesinin kefilleri oldukları mahkemenin kabulünde olup, kefalet limitini aşan miktarda çekilen kredilerin ödendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak takip ve dava konusu yapılan alacak geçmişte kullanılıp geri ödenen kredi borçları olmayıp, hâlen ödenmeyen kredi borçlardır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2002/19-866 E ve 2002/845 K sayılı kararında açıklandığı üzere davalılar, dava dışı borçlu ile davacı Banka arasındaki süresiz kredi sözleşmesinde müteselsil kefil durumunda olup, ortada cari hesap şeklinde yürüyen bir borç ilişkisi bulunduğundan, kredi borcunun bir tarihte tamamen ödenmiş olması, kredi sözleşmesini sona erdirmeyeceği için, bu ödemeden sonra borçluya yeni bir kredi kullandırılması, yeni bir borç ilişkisi niteliğinde değildir. Mahkemece bu yön gözetilerek bir hüküm kurulması gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.