Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/3721 E. 2011/13065 K. 24.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3721
KARAR NO : 2011/13065
KARAR TARİHİ : 24.10.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. … ile davalı vek. Av. …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-
Dava; taraflar arasındaki aracılık sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yönelik davalının itirazının iptali ile tazminat istemine ilişkindir.
Davalı vekili; davacı ile müvekkili arasında imzalanmış bir sözleşme bulunmadığını, müvekkilinin davacıdan herhangi bir mal ve hizmet almadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda; taraflar arasında düzenlenen 18.06.2006 tarihli protokol gereği davacının 40.000.TL aracılık bedeli almaya hak kazandığı ancak bu tutar için fatura düzenlemeyen davacının 33.898.30.TL talep edebileceği, gerekçesiyle itirazın iptaline, takibin 33.898.30.TL üzerinden takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiz oranı uygulanmak ve talep gibi %29 oranını geçmemek suretiyle devamına, %40 tazminata karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
HUMK’nun 288. maddesi hükmüne göre miktar itibariyle davacının alacak iddiasını senetle (yazılı delille) kanıtlaması gerekmekte ise de, aynı kanunun 292. maddesinde senetle ispatı lazım gelen hususlarda yazılı delil başlangıcı mevcut olur ise tanık dinlenmesi olanaklıdır. Maddenin 2. fıkrasında ise yazılı beyyine başlangıcı “müddeabihin tamamen sübutuna kafi olmamakla beraber bunun vukuuna delalet eden ve aleyhine ibraz edilmiş olan taraf canibinden verilen evrak ve vesaiktir” olarak tanımlanmıştır.
Somut olayda davacı tarafından ibraz edilen belge fotokopi olup bu belgedeki imza davalı tarafından kabul edilmemiştir. Bu durumda sözkonusu belge alacağın varlığını kanıtlamasına yeterli olmadığı gibi yazılı delil başlangıcı niteliğinde de kabul edilemez.
Davalının tanık dinlenmesine açıkça karşı koymasına rağmen aksine düşüncelerle 18.06.2006 tarihli protokol başlıklı belgenin davalı aleyhine delil başlangıcı kabul edilerek tanıkların dinlenmesi ve sözlerinin karara esas tutulması doğru görülmemiştir.
O halde, davacı iddiası kanıtlanamadığından davacının dava dilekçesinde her türlü kanuni deliller diyerek yemin deliline de dayanmış olduğu gözetilerek, mahkemece davacının davalıya yemin teklifine hakkı bulunduğu hatırlatılarak oluşacak sonucuna uygun şekilde bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın kabulü doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 825,00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.