Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/9288 E. 2011/5521 K. 25.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9288
KARAR NO : 2011/5521
KARAR TARİHİ : 25.04.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi, menfi tespit ve istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerini yıllığı 20.000 TL’ den bir yıllığına kiralayarak 05.05.2006 tarihli 20.000 YTL bedelli bir adet bono verdiğini, davalının bu bonoyu takibe koyduğunu, icra takibi baskısı nedeniyle müvekkilinin 29.03.2006 tarihinde davalı şirket yetkilisine 13.500 TL ödeme yaptığını, takip borcu nedeniyle taraflar arasında düzenlenen 28.07.2006 tarihli protokol ile 25.8.2006 vadeli 2.500 TL bedelli bir adet bono ve keşidecisi dava dışı Mehmet Şirin Kolakon olan 9.9.2006 tarih 5.000 TL bedelli ve 15.10.2006 tarihli 6.500 TL lik iki adet çek verdiklerini, 15.10.2006 tarihli 6.500 TL bedelli çek dışındaki bono ve çekin ödendiğini, davalı şirket yetkililerinin kira ilişkisi kurulduktan uzun bir süre sonra 01.04.2006 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli 10.000 TL bedelli kira sözleşmesini hazırlayarak müvekkiline getirdiklerini, müvekkilinin diğer dükkanların kiralanamaması ve müşteri sirkülasyonu olmaması nedeniyle mecurdan gelir elde edemediğini, taşınmazın yapı kullanma izni olmadığından belediyece müvekkilinin ruhsat başvurusunun kabul edilmediğini, davalının yapı kullanma izni alacağız diye müvekkilini oyaladığını, belediyenin 16.9.2006 tarihinde işyeri açma ve çalışma karnesi işlemleri yaptırılmadığından işyerinin kapatılacağını müvekkiline tebliğ ettiğini ve 18.9.2006 tarihinde işyerini mühürlediğini, ruhsat için tekrar belediyeye başvurduklarında belediyenin işyerinin yapı kullanım izin belgesi olmadığından işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilemeyeceği yönünde cevap verdiğini, kiralananın ayıplı olduğunu belirterek henüz ödenmeyen 15.10.2006 tarihli 6.500 YTL bedelli çek ile ödenen 9.9.2006 tarihli 5.000 YTL lik çek ve 25.8.2006 vadeli 2.500 YTL bedelli bono nedeniyle müvekkilinin borçlu bulunmadığının tespitine, kira akdinin feshine ve ödenen toplam 21.000 TL’ nin davalıdan istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, 15.10.2006 tarihi 6.500 TL’lik çekin dava konusuyla ilgisi olmadığını ve bu çek bedelinin keşidecisi tarafından ödendiğini, davacının bu talebinin konusuz kaldığını, 28.07.2006 tarihli protokol ile bu protokol kapsamında verilen çek ve bononun kira sözleşmesi ile bir ilgisinin bulunmadığını, kira bedelinin yıllık 30.000 TL olduğunu, davacının bu tutarın sadece 13.500 YTL’sini ödediğini, davacının bu tutarı 29.3.2006 tarihinde ödediğini, icra takibinin ise 24.07.2006 tarihinde başlatıldığını, bu nedenle bu ödemenin icra baskısı altında yapıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, takibe konu senedin tanzim tarihinin dahi ödemenin yapıldığı 29.3.2006 tarihinden sonraki bir tarih olduğunu, takibe konu senedin kira bedeliyle ilgisi olmadığını, kira sözleşmesini 01.04.2006 tarihinde düzenlendiğini, bononun düzenleme tarihi ise 05.04.2006 olduğunu, davacının takibe konu bononun kira karşılığında verdiğini, yazılı delille ispatlaması gerektiğini, müvekkilinin hala kira alacağı bulunduğunu, davacının mecurun yapı kullanma izin belgesinin olmadığını bilmekte olduğunu, bu nedenle sözleşmenin 6. maddesinde kiralanan yerle ilgili ruhsat vs. gibi izinler alınamayacak olduğu takdirde sorumluluğun kiracıya ait olduğunun hükme bağlandığını, davacının umduğu geliri elde edememesi nedeniyle bu davayı açtığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre senedin düzenlendiği tarih itibariyle davacının henüz ödenmeyen kira borcu bulunduğu, kiralayanın kiracıya borç para vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, senedin kira sözleşmesinden kısa bir süre sonra düzenlendiği bu nedenle senedin davacıya verilen borç para karşılığı düzenlendiğinin davalı tarafından ispatlanması gerektiği, ancak davalının bu hususta yazılı delil sunamadığı, yemin deliline de dayanmadığı, tarafların kira bedelinin yıllık 30.000 TL olduğu yönünde mutabık oldukları, sözleşmenin 6. maddesi hükmünün yapı kullanma iznini kapsamadığı, zira bu yükümlülüğün yasal olarak kiracıya ait olmadığı, işyerinin 18.9.2006 tarihinde mühürlendiği, bu nedenle sözleşmenin 1.4.2006 ila 18.9.2006 arası geçerli olduğu, davacının toplam 27.500 TL ödediği, işyerinin kullanılan dönemi için ödenmesi gereken tutar düşüldükten sonra bakiye 13.666,67 TL üzerinden davanın kısmen kabulü gerektiği gerekçeleriyle sözleşmenin feshine, toplam tutarı 14.000 TL olan bir bono ve iki çekin 6.166,67 TL’ sinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 13.666,67 TL’nin davalıdan istirdadına, 13.500 TL’nin istirdadı isteminin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava konusu senette ihdas nedeni bulunmamaktadır. Davacı, senedin kira borcuna karşılık verildiğini iddia etmekte, davalı ise davacıya verilen borç para karşılığında düzenlendiğini savunmaktadır. Davaya konu senette ihdas nedeni bulunmadığından somut olayda talilden söz edilemeyeceğine göre ve bonoların sebepten ari borç senetleri olmasına ilişkin kural göz önünde tutulduğunda ispat külfeti davacı taraftadır. Mahkemece dava konusu bono yönünden ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının tüm, davalının ise, öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.