Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/8891 E. 2011/12876 K. 19.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8891
KARAR NO : 2011/12876
KARAR TARİHİ : 19.10.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Dava, faturalara dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 10.03.2006 tarihinde sona erdiğini, iddiaya konu 29.03.2006 ile 31.03.2006 tarihleri arasında müvekkilinin davacıdan cep telefonu kontörü satın almadığını, davacının söz konusu alımları Ünal isimli kişinin yaptığını belirttiğini, ancak müvekkili şirketin böyle bir çalışanı bulunmadığını, defterlerinde faturaların kayıtlı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre alacağın davacı defterinde kayıtlı olması nedeniyle davanın kabulüne, 19.565.00 TL’ nin ihtar ve faturaların davalıya tebliğ tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dairemizin 25.11.2008 tarihli 2008/3999 Esas, 2008/11470 Karar sayılı bozma ilamıyla, kapanış tasdiki bulunmayan ve usulüne uygun tutulmayan davacı defterleri davacı lehine delil teşkil etmediği halde mahkemece davacı defterlerinin lehine delil sayılarak hüküm kurulmasının doğru olmadığı, taraflar arasındaki önceki alım satım ilişkisi sonucunda sipariş fişlerinde imzası bulunan …’a davalı şirket adına mal teslim edilip edilmediği ve edilmiş ise davalı şirketin o malların bedelini ihtilafsız ödeyip ödemediği, böylece davaya konu malların anılan kişi tarafından davalı şirket adına alınmış olduğu hususunun davalı şirket tarafından benimsenmiş sayılıp sayılmadığı konularında araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek mahkeme hükmü bozulmuştur.
Yerel mahkemece, dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davaya konu kontörlerin sipariş fişlerinde teslim alan kısmında imzası bulunan … isimli kişi tarafından davalı adına teslim alındığı hususunun tanık beyanları ile sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne 19.565,00 TL’nin 12.05.2006 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dairemiz bozma kararına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Zira hükmüne uyulan dairemiz bozma kararında özetle “Mahkemece davacı defterleri davacı lehine delil sayılarak hüküm oluşturulmuştur. Oysa davacı defterlerinin kapanış tasdiki bulunmadığından usulüne uygun tutulmayan bu defterler davacı lehine delil teşkil etmez. Bu durumda davacının davalıya mal satıp teslim ettiğini kesin delillerle kanıtlaması gerekir.
Davacı, delil olarak ayrıca iki adet sipariş fişi ve faturalar ibraz etmiştir. Sipariş fişlerinde malın davalı şirket adına … tarafından teslim alındığı belirtilmiş ve bu kişinin imzası alınmıştır. Davacı replik dilekçesinde bu şahsın davalı şirketin eski ortaklarından…’ ın
kardeşi olduğunu ve önceki ticari ilişkilerinde de davalı şirket adına aynı kişi ile muhatap olduklarını dava konusu iki fatura dışındaki diğer alacaklarının ödenmiş olduğunu ileri sürmüştür. Bu durumda mahkemece sipariş fişlerinde imzası bulunan …’ ın davalı şirketle ilgisinin bulunmadığı savunulmuş ise de dava konusu olmayan önceki alışverişler nedeniyle yine aynı kişiye davalı şirket adına mal teslim edilip edilmediği ve edilmiş ise davalının o malların bedelini ihtilafsız ödeyip ödemediği ve böylece adı geçen kişi tarafından teslim alınan malların davalı şirket adına alınmış olduğu hususunu benimsemiş sayılıp sayılmadığı konularında etraflıca araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönler üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. “ denilmiştir.
Bu durumda mahkemece bozma kararı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken davalı tarafın tanık dinlenmesine muvafakatı olmadığı gözetilmeden sadece tanık dinlenerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına , peşin harcın istek halinde iadesine, 19.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.