Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/11481 E. 2011/5662 K. 27.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11481
KARAR NO : 2011/5662
KARAR TARİHİ : 27.04.2011

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketten mal satın aldığını karşılığında avans olarak dava konusu çeklerin davalıya teslim edildiğini ancak davalının söz konusu malları müvekkiline teslim etmediği gibi bedelsiz çeklere dayalı olarak müvekkili aleyhine icra takibine giriştiğini ileri sürerek takiplerden dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, takiplerin müvekkili açısından iptaline ve kötüniyet tazminatına karar verilmesin talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında mal alım satım ilişkisi olduğunu, dava konusu çekler karşılığı satın alınan malların davacıya teslim edildiğini, icra takibine itiraz edilmediğini ve borcun ödeneceği yönünde taahhütte bulunulduğunu belirterek davanın reddine ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre, ödeme emri tebliğ edilmeden evvel ihtiyatı haciz kararının infazı sırasında davacının haciz baskısı altında ödeme taahhüdünde bulunması borcun kabulü olarak nitelendirilmediği, yanlar arasında emtia alım satımı ilişkisi olduğu, dava konusu çeklerin davacı tarafından davalıya mal alımı karşılığı verildiği, davalının sattığı malı davacıya teslim ettiğini kanıtlayamadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, davalı hakkındaki takiplerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı yönünden takiplerin iptaline, koşulları oluşmadığından davacı lehine kötüniyet tazminat takdirine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
BK.nun 182/2. maddesi uyarınca, “hilafına adet veya mukavele mevcut değil ise, satıcı ile alıcı borçları aynı anda ifa etmekle mükelleftirler.” Anılan yasa hükmüne göre, aslolan peşin satıştır. Peşin satışta mal ile bedelin aynı anda verildiğinin kabulü gerekir. Bu kuralın aksini iddia eden davacının iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerekmektedir. Çek bir ödeme aracı olup bir borcun tediyesi için verildiğine karine teşkil eder. Buna göre somut olayda çekin avans olarak verildiğinin ispat külfeti davacıdadır. Mahkemece, bu yönler gözetilmeksizin ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.