Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/749 E. 2011/3328 K. 16.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/749
KARAR NO : 2011/3328
KARAR TARİHİ : 16.03.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic.Mah.sıfatıyla)

Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahiller …, HSBC Bank AŞ., ….. Tic.AŞ., ….. Yapı AŞ.vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İflasın ertelenmesi talebinde bulunan vekili, müvekkili şirketin inşaat malzemelerinin toptan ticareti ile uğraştığını, ekonomik kriz ve konut satışlarındaki durgunluk nedeniyle alacaklarını tahsil edemediğini ve satışlarının azaldığını, şirketin borca batık hale geldiğini belirterek sunulan iyileştirme projesine göre müvekkili şirketin iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, şirketin borca batık olduğunu, 24.07.2009 tarihli bilirkişi raporuyla saptanan 710.254 TL borca batıklığın yargılama sırasında 199.016 TL’ye düştüğü, şirketin sermayesini 250.000 TL’den 440.000 TL’ye çıkardığı, şirket ortaklarının taşınmazlarının satışından elde edilen 375.000 TL gelişle bir kısım borçların ödendiği, iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup, borca batıklıktan kurtulma ümidi bulunduğu belirtilerek şirketin iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm müdahiller …, …. Yatırım Tic.AŞ., HSBC Bank, …. Yapı Malz.AŞ.tarafından temyiz edilmiştir.
1-İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Mahkemece iki ayrı bilirkişi raporunda birbirine uygun şekilde ifade edilen görüşler doğrultusunda iflâsın ertelenmesine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere, şirketin aktifinde yer alan tüm varlıkların rayiç değerlerinin (piyasa satış kıymetlerinin) mahkeme tarafından atanan ve konusunda uzman yeminli bilirkişiler aracılığıyla tespiti gerekli olup, bilirkişilerce tespit edilecek gerçek veriler dikkate alınarak şirketin borca batıklık bilançosunun yeniden düzenlenmesi gerekir. Bu yön gözetilmeksizin şirket aktifinde bulunan taşıtların kasko değerlerinin esas alınması, demirbaşlar, stoklar ve diğer malların kayıtlı değerlerinin farazi oranlarla işleme tâbi tutulması suretiyle değerlerinin belirlenmesi doğru değildir.
2-Dosya içeriğindeki 1.1.2010-31.8.2010 dönemine ilişkin kayyım raporunda; gerek hasılat gerekse kârlılık açısından öngörülen hedeflerin oldukça gerisinde kalındığı ifade edilmiştir. Bu durumda mahkemece anılan kayyım raporundaki tespitler üzerinde durularak yapılacak inceleme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
3-Sermaye şirketinin veya kooperatifinin borca batık olması hâlinde iflâsını veya iflâsın ertelenmesini düzenleyen İcra ve İflâs Kanununun (İİK) m.179 ve Türk Ticaret Kanununun 324’üncü maddesinde bu istemin ilânına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. İflâsın ertelenmesi kurumu, erteleme talebinde bulunan şirketin menfaati göz önüne alınarak düzenlenmişse de alacaklıların menfaatleri de korunmalıdır. Bu nedenle şirket borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla olması sonucunu doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve sermaye şirketinin borca batık olup olmadığını, iyileştirme projesinin yeterli bulunup bulunmadığını alacaklılara kanıtlama olanağı vermek amacıyla iflâsın ertelenmesi talebinin İİK’nın m.166,II hükmündeki usulle ilân edilmesi, ilân üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesine itiraz eden alacaklıların sunduğu deliller de değerlendirilip erteleme koşullarının olup olmadığı araştırılarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Bu nedenle iflâs erteleme talebinin, iflâs erteleme talebinde bulunan şirketin muamele merkezinin bulunduğu yerdeki bir gazetede ilân edilmemesi usul ve yasaya aykırıdır.
4- Hükme esas alınan bilirkişi raporunda 250.000. TL olan sermayenin 450.000.TL’ye çıkarıldığı ve ödenmemiş sermayenin bulunmadığı belirtilmişse de söz konusu sermaye artışının ne şekilde yapıldığı açıklanmamıştır. Öte yandan bilirkişi raporu Yargıtay denetimine elverişli yeterli ayrıntıyı içermemekte olup, bu şekliyle hükme esas alınacak nitelikte de değildir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde ve özellikle müdahil vekillerinin itirazları gözetilerek, oluşturulacak yeni bilirkişi kurulundan Yargıtay denetimine elverişli ve ayrıntılı rapor alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermekten ibarettir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle müdahiller vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.