YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5291
KARAR NO : 2012/8226
KARAR TARİHİ : 16.05.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin yetkisizliğine dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin … Mağazasının borcunun sona erdirilmesi için Ağustos 2003 tarihinde imzalanan sözleşme ile sözleşme tarihinde müvekkilinin davalıya 425.427,00 TL borcu bulunduğu hususunda mutabık kalındığını, sözleşme ile müvekkilinin kendisine ait ikinci iş yeri olan ve zarar eden bu mağazasını geçici olarak davalı yana devrettiğini, sözleşmede öngörülen 2 yıl süre ile müvekkilinin davalı nam ve hesabına mağazayı işleteceğinin ve bu süre zarfında işleten olarak davalıdan maaş alacağının kararlaştırıldığını, iki yılın sonunda borcun ödenmesi halinde mağazanın müvekkiline devredileceğini, bu amaçla müvekkilinin gelinlerine ait …’da bulunan bir adet taşınmazı da davalı şirkete ipotek ettiğini, kendisine ait aracın bedelinin de iki katı kabul edilerek borçtan düşülmek üzere davalı şirkete devredileceği hususunda anlaşıldığını, müvekkilinin sözleşmenin imzalanması sırasında müvekkilinin borca batık durumda olduğunu, sözleşmeyi müzayaka altında imzaladığını, müvekkilinin sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirdiğini, sözleşmede öngörülen 2 yıllık süreden önce borcun ödendiğini ileri sürerek taraflar arasındaki alacak/borç ilişkisinin saptanarak davalı tarafa müvekkilinin borcu bulunmadığının tespitini, fazla ödenen miktarın tespiti halinde davalı taraftan alınarak müvekkiline işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte ödenmesini, borcun ödenmiş olduğunun tespiti halinde dava konusu iş yerinin müvekkiline devir ve teslimini, davacı tarafça verilen ipoteğin fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının menfi tespit iddiasını müvekkil şirketin kendileri aleyhine sebepsiz zenginleştiğinden bahisle sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayandırdığından davacı tarafın daha önce de bu hukuki sebebe dayanarak ve aynı taleplerle 15.11.2005 tarihinde dava açtığı dikkate alındığında en geç bu tarihte sebepsiz zenginleşmeyi öğrendiği kabul edilmesi gerektiğini, bu durumda bu süreden itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, davacının borçlu olmadığının tespitini talep ettiği miktar üzerinden harç yatırmadan dava açtığını, eksik harcın süre verilerek tamamlattırılması gerektiğini, davanın esası yönünden ise; öncelikle davacının müvekkiline olan borcun tespiti ve tasfiye amacıyla imzalanan sözleşmenin şartlarına göre mağazanın davacıya iadesinin tek şartının iki yıllık sürede borcun tasfiye edilmiş olmasına bağlı olmadığını, bu bağlamda sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 3 ay içinde arabasını satıp bedelini müvekkiline verme ve ayrıca taşınmazı borcuna karşılık müvekkili şirket lehine ipotek ettirme yükümlülüğü bulunduğu halde süresinde üzerine düşen edimleri yerine getirmediğini, bu durumda davacının sözleşmeye aykırı hareketleri nedeniyle taraflar arasındaki 30.08.2003 tarihli sözleşmenin kendiliğinden fesholunduğunu ileri sürerek haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve tapu kaydına göre; davaya konu ipotekli taşınmazın…. İlçesinde bulunması nedeniyle HUMK’un 13 (HMK 12) maddesi gereğince ….mahkemeleri kesin yetkili bulunduğundan ve HMK’nun 114/1-ç ve 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden reddine, kararın kesinleşmesi ve HMK‘nın 20.maddesi gereğince 2 haftalık süre içerisinde usulünce başvurulması halinde dosyanın … Nöbetçi Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, davalının bayisi olduğunu, aralarındaki ticari ilişki nedeniyle taşınmazın ipotek edildiğini, taraflar arasında yapılan borç mutabakatı uyarınca mutabakatta belirtilen borcun ödendiğini ileri sürmüş, bu nedenle borcunun bulunmadığının tespitini ve davalı tarafa verilen ipoteğin fekkini istemiştir. Uyuşmazlığın taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve borç mutabakat ilişkisinden kaynaklanmış olması nedeniyle somut olayda HUMK’un 13. (HMK’nın 12.) maddelerinin uygulanma yeri bulunmadığı gözetilmeksizin yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.