YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2512
KARAR NO : 2011/12868
KARAR TARİHİ : 19.10.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki karşılıklı menfi tespit-alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın da kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekili ile süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; taraflar arasında kontenjan anlaşması imzalandığını, turizm sektöründe yaşanan sorunlar nedeniyle garantili oda uygulaması yürütülemeyeceğinden bu durumun davalıya bildirildiğini, davacının sözleşmeyi feshettiğini, davalının sözleşmeye konu dönemin geriye kalan 8.6.2001-15.09.2001 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olarak takip başlattığını, davalının 11.06.2001 tarihinden sonra herhangi bir zararının olmadığını belirterek icra takip dosyasında müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini, %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının tek yanlı bir beyanla sözleşmeyi fesh edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiş, birleşen davada ise; 8.6.2001-15.09.2001 tarihleri arasında tahakkuk eden alacak ve faiz için 458.255,60 TL üzerinden takip yapıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında Ayvalık İcra Hukuk Mahkemesi kararı ile takibin iptaline karar verilmesi üzerine davasını alacak davası olarak ıslah etmiştir.
Mahkemece; taraflar arasındaki Kontenjan Sözleşmesine göre davalının davacının müşterileri için %90 garantili 20 odayı kiralamayı taahhüt ettiği, bu odaların bedelinin ödenmesi için davacı tarafından çeklerin verilmesi kararlaştırılmış ise de, bunun sözleşmenin geçerlilik şartı olmadığı, davacının sözleşmeyi feshettiği, hazırlanan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, asıl davada davacının davalının kötü niyetle takibe başladığını ispatlayamadığı, birleşen davanın da alacak davasına dönüştüğü ve tazminata hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının davalıya 405.602,91 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin ve tazminat taleplerinin reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, 20.846 TL asıl alacak 31.806,69 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 52.652,69 TL.nin asıl alacağa 12.04.2004 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin ve tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Mahkeme hükmü davacı vekiline, 09.11.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesinin, H.U.M.K.nun 432.maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra 25.11.2010 tarihinde temyiz defterine kaydedilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtayca da bu yolda karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, peşin harcın istek halinde davacı-davalıya iadesine, 19.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.