YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15712
KARAR NO : 2012/7652
KARAR TARİHİ : 07.05.2012
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, … Şubesinde borçlu …’ nın kullanmış olduğu Genel Kredi Sözleşmesinde müvekkilinin kefil sıfatı ile imza attığını, müvekkilinin sözkonusu sözleşmeyi dava dışı …’nın davalı bankadan alacağı post makinesi için imza ettiğini, sözleşmenin imzalandığı tarihte sözleşmenin rakam kısmının boş bulunduğunu, daha sonradan davalı banka tarafından sözleşmenin boş bulunan kısımlarının doldurulduğunu, müvekkilinin memur olup, sözleşmenin imzalandığı tarih itibari ile 800,00 TL maaş aldığını, Genel Kredi Sözleşmesindeki kefalet limitinin ise banka tarafından 100.000,00 TL olarak doldurulmuş olup, müvekkilinin almış olduğu maaş dikkate alındığında bu miktardaki bir sözleşmeyi imzalamasının ve borca kefil olmasının hayatın olağan akışına ters olduğunu, sözleşmenin bu hali ile de geçersiz bulunduğunu, müvekkili hakkında davalı banka tarafından ilamsız icra takibi yapıldığını, yapılan takibin haksız olup, müvekkilinin yapılan takipten ötürü davalıya borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini ve % 40’tan aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, imzalanan kredi sözleşmesinde davacı …’ın, Genel Kredi Sözleşmesinin 15.sahifesinde müşterek ve müteselsil borçlu olarak 2.sırasında olduğunu, kredi sözleşmesinin 16.sahifesinde 6.sıra ve devamında müşterek ve müteselsil borçlu bulunduğundan banka yetkililerinin imzalarının o sayfada bulunduğunu, gerek sözleşmenin 1.maddesinde gerekse müşterek ve müteselsil borçlu olarak 2.sırada yer alan davacının borçlu olduğu miktarın gerek rakamla gerekse yazı ile açıkça belirtildiğini, açılan davanın yersiz .ve hukuka aykırı olup reddini ve % 40’tan aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, … Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/9520 soruşturma dosyasında Genel Kredi Sözleşmesinin tastikli bir örneğinin … Şubesinden istenildiği, 24/12/2008 tarihinde … … Şubesi müdürü … ve yetkilisi … imzalı üst yazı ile Genel Kredi Sözleşmesinin bankaca tastikli örneğinin gönderildiği, sözleşmenin son sayfasında borçluların imzasının bulunduğu, aralarında davacı …’ın da bulunduğu, borçluların müşterek ve müteselsil borçlu olacakları miktarın rakam ve yazı ile yazılması gereken kısımlarının boş bulunduğu bu hale göre dosyaya aslı ibraz edilen Genel Kredi Sözleşmesinin aslının sonradan rakam ve yazıyla boş bırakılan kefalet limiti kısmının doldurulmuş olduğu, Borçlar Kanun’un 484.maddesi gereğince kefilin sorumlu olacağı miktar açıkça sözleşmede gösterilmediğinden davacı yönünden kefaletin geçersiz olduğu ayrıca davacının … Adliyesinde hizmetli kadrosunda memur olduğu, sözleşmenin imzalandığı tarih itibari ile almış olduğu maaşın 1.000,00 TL civarında olup, davalı banka tarafından Genel Kredi Sözleşmesinde yazı ve rakamla 100.000,00 TL’ye müşterek ve mütesilsil borçlu sıfatı ile imza attığının görüldüğü, davacının almış olduğu maaş ve imzalamış olduğu Genel Kredi Sözleşmesindeki 100.000,00 TL gözönünde bulundurulduğunda bu miktar yönünden davacının kefil olmasının ve kredi açılmasının hayatın olağan akışına ters düştüğü gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile, 18/06/2007 tarihinde müşterek ve müteselsil sıfatı ile … … Şubesi ile borçlu … arasında yapılan 100.000,00 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesinde davacının sorumlu olduğu kefalet miktarının belirtilmemiş olması nedeni ile bu sözleşmeye dayalı olarak davalı tarafından davacı hakkında ….İcra Müdürlüğünün … esas sayılı dosyasında yapılmış bulunan takipten ötürü borçlu bulunmadığının tespitine, tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu Genel Kredi Sözleşmesinde davacı müteselsil kefil sıfatını haizdir.Sözleşmenin birinci sahifesinde sözleşme limiti olarak 100.000 TL yazılıdır.Davacı sözleşmede kefalet limiti bulunmadığını ve kendisine boş olarak imzalatılan bu kısma sonradan kefalet limiti olarak 100.000 TL yazıldığını iddia etmiş ve mahkemece bu iddiaların ceza mahkemesi kararıyla kanıtlandığı gerekçesiyle kefaletin geçersizliğine ve bu nedenle davanın kabulüne karar verilmiş ise de 12.04.1944 tarih ve … sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararına göre sözleşmede kefalet limiti bulunmasa bile sözleşme içeriğinden kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktarın anlaşılabildiği hallerde kefaletin geçerli olduğu gözetilmeden somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.