YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4322
KARAR NO : 2011/14410
KARAR TARİHİ : 22.11.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 23/09/2010
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişlen icra takibine davalı kefillerin itirazlarının haksız olduğu iddiasına dayanan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin borcun yapılandırılmasından faydalanmak için başvuruda bulunduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; yapılan yargılama, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu neticesinde davanın kısmen kabulüne davalıların icra takibine vaki itirazlarının 123.428,20 TL. asıl alacak, 4.320,62 TL. işlemiş faiz, 216,02 TL. BSMV 753,00 TL. masraf üzerinden iptaline, asıl alacak tutarı olan 123.428,20 TL.’ye takip tarihinden itibaren yıllık %72 oranında yürütülecek faiz ve bu faizin %5 gider vergisi ile birlikte takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmolunan miktarın %40’ı oranındaki icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Kefilin sorumluluğu kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile sınırlıdır. Kuşkusuz kefile asıl borcludan daha fazla bir borç yüklenemez. Ne var ki, bu kural kefilin kendisinin temerrüde düşmemesi halinde geçerlidir. Somut olayda da hem asıl borcluya hem de kefillere temerrüt ihtarı gönderilmiş, kefil olan davalılara gönderilen ihtarname tebliğ edildiği halde asıl borçluya tebliğ edilememiştir. İhtarnamede asıl borçlu ve kefiller yönünden aynı miktarda alacak talep edilmiş ve böylece kefillerin asıl borçludan daha fazla bir borçla yükümlü tutulmaması gerektiğine ilişkin kural gözetilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 487/1 maddesi uyarınca “müteselsil kefalette alacaklı, asıl borçluya müracaat etmeden evvel kefil aleyhinde takibat icra edebilir.” Davalılar dava konusu Genel Kredi Sözleşmesini müteselsil kefil sıfatı ile imzalamış olduklarına göre anılan yasa hükmü de gözetildiğinde kendi temerrütleri nedeniyle oluşan faiz borcundan da sorumludurlar. Temerrüt ihtarnamesi davalılara takipten önce tebliğ edilmiş olduğuna göre ihtarnamede verilen sürenin sonunda temerrüde düştüklerinin ve o tarihten itibaren temerrüt faizi istenebileceğinin kabulü gerekir. Mahkemece açıklanan bu ilkeler gözden kaçırılarak somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına 22.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.