Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/7065 E. 2010/4482 K. 15.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7065
KARAR NO : 2010/4482
KARAR TARİHİ : 15.04.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, takibe konu bonoda keşideci imzası bulunmadığından kambiyo senedi vasfında olmadığını ve müvekkilinin bono metnindeki kefaletinin de bu nedenle hükümsüz olduğunu iddia ederek borçlu olmadıklarının tespiti ile davalı aleyhine tazminata hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre, davacının takibe konu bonoyu keşideci dışında kefil sıfatıyla imzaladığını iddia ettiği bonodaki imzasını inkar etmediği, kambiyo senetlerindeki imzaların bağımsızlığı ilkesini düzenleyen TTK.nun 589.maddesi ve bu maddeye yollama yapan TTK.nun 690/2.maddesi gereğince davacının keşideci dava dışı … adına imza attığını, ancak bu imzanın kefil sıfatı ile gerçekleştiğini yetkili lehdara karşı ileri süremeyeceği ancak keşideci tarafından yetkili hamile karşı ileri sürülebilecek sahtelik iddialarının avalist sıfatı ile davacının ileri sürmesi ve kendisinin kefalet niyetiyle keşidecinin isminin karşısında imzası bulunduğunu ileri sürmesinin bononun zorunlu unsurlarını düzenleyen TTK.nun 688.maddesine de aykırı olup, davacının keşidecinin isminin bulunduğu alanı keşidecinin sorumluluğunu üstlenerek imzaladığını, bunun aksini ancak yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini, kaldı ki senette keşideci isminin bulunduğu kısmının boş olmadığı ve imzalandığı, bu hali ile bonoda bulunması gereken zorunlu unsurların takibe konu senette mevcut olduğu, şekle aykırılıktan davacının menfi tespit davasını açamayacağı davacının temel hukuki ilişki nedeniyle de davalıya borçlu olmadığını yazılı delille ispat edemediği, hatırlatılan yemin teklif hakkını da kullanmadığı tedbir ile icra takibinin durdurulmadığı gerekçesiyle davanın ve davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TTK.nun 688.maddesinde, bonoda bulunması gereken zorunlu unsurlar sayılmıştır. Senedi tanzim edenin imzası da bonoda bulunması gereken zorunlu unsurlardandır. Bonoda keşideci imzasının bulunmaması halinde keşidecinin sorumluluğundan söz edilemez. Aynı yasanın 690. maddesi yollaması ile bonolarda da uygulanması gereken 614/2 maddesinde ise, “aval veren kimsenin temin ettiği borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa dahi aval verenin taahhüdü muteberdir” hükmü yer almaktadır. Buna göre şekil noksanlığının bulunması halinde aval verenin taahhüdü de geçerli olmaz.
Somut olayda, dava konusu bonoda borçlu …’un imzasının bulunmaması nedeniyle aval veren davacının sorumluğundan da söz edilemez. Mahkemece, bu yönler gözetilmeden somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine,15.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.