YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4261
KARAR NO : 2010/7580
KARAR TARİHİ : 16.06.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 27.1.2009
Nosu : 701-4
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av. … ile davalılardan TMSF vek.Av…. gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili müvekkili şirketin yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredilen Sümerbank AŞ.nin Karaköy şubesinde mevduat hesabı sahibi olduğunu; 11.5.1999 günü 5.000.000,-USD tutarında bir kredi açılarak paranın davalılardan …’nun yönetimine bulunan dava dışı Globus Ltd. adlı şirkete aktarıldığını; bunun dolanlı kaynak aktarımı kabul edildiğini ve TMSF ile … grubu arasında yapılan protokolün 6.2.2. numaralı maddesi hükmüne göre müvekkilinin asıl borçlu olduğunu ileri sürerek protokolün anılan maddesi kapsamında başborçlu’nun davacı şirket olduğunun kabulüne imkan bulunmadığından, borcun … şirketler grubunun asıl sorumlu olduğu borçlardan kabulünü; … borçları TMSF tarafından yeniden yapılandırıldığından BK. m.143-145’e göre müteselsil sorumluluğun sona erdiğinin tesbitine, protokolde müvekkili şirket aleyhine yer alan “asıl borçlu” ibaresinin kaldırılmasına, müteselsil sorumluluklarının alacaklının tatmin edilmiş olması karşısında tamamen kalktığının ve borçsuzluğun tesbitine, ödenen meblağın ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili ayrı tüzel kişilikleri bulunan şirketlerle davacı arasındaki ilişkinin, şahsını ilgilendirmediğini; diğer davalı TMSF vekili de davacının dolanlı kaynak aktarımı işlemine karıştığını, bu konuda kesin hüküm de bulunduğunu ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Davacı davalılardan TMSF hakkındaki davasından feragat etmiştir.
Mahkemece davalı TMSF hakkındaki davanın feragat nedeniyle, diğer davalı … hakkındaki davanın ise kesin hükümden reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kesin hükümden söz edilebilmek için her iki davanın taraflarının, konularının ve dayanılan hukuki sebebin aynı olması gerekir (HUMK.m.237). somut olayda kesin hüküm teşkil ettiği belirtilerek davanın reddine esas alınan … 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/84–872 E.K. sayılı dosyasında bu davanın davalısı …’nun taraf sıfatı bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece her iki dava bakımından, dava konularının aynı ve taraflar bakımından sıkı bir ilişkinin olup olmadığı üzerinde durularak ve eğer bu yönde bir irtibatın bulunduğu saptanırsa, önceki hükmün güçlü delil olduğu nazara alınarak bir hüküm kurulmak gerekir. Yanlış değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir olunan 750,-TL duruşma vekalet ücretinin davalı …’ndan alınarak davacıya ödenmesine, 16.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.