YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11913
KARAR NO : 2012/17270
KARAR TARİHİ : 20.11.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali (alacak) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, açmış olduğu alacak davası ile 20.300 USD bedelli faturanın tahsili amacıyla yapılan icra takibinde davalı tarafın takipten sonra borcu ödediğini ve ödeme emrine de bu nedenle itirazda bulunduğunu, ancak borcun ödenmesine rağmen neden olduğu takip giderlerini ve vekalet ücretini ödemediğini, itirazın kaldırılması amacıyla icra mahkemesine yapılan başvurunun ise reddedildiğini ve kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesince onandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.239 TL takip masrafı ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin takipten önce temerrüde düşürülmemesi nedeniyle icra takibine sebebiyet vermediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyulmayarak açılan davanın itirazın iptali davası olarak nitelendirilmesi gerektiği, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin bozma ilamından anlaşıldığı üzere davaya itirazın iptali davası olarak bakılması halinde icra takip ve yargılama giderleri konusunda karar verilebileceği, somut olayda davacının dava dilekçesinde icra takibinden söz ettiği, dolayısıyla davanın itirazın iptali davası olarak nitelendirilmesi suretiyle takibe vaki itirazın kısmen iptaline karar verilmesinin mümkün olduğu gerekçeleriyle önceki kararda direnilerek takibin 3.239 TL asıl alacak üzerinden 14.01.2009 tarihinden itibaren işlemiş yasal faizi ile beraber devamına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Önceki hükmün, icra takip giderleri ve vekâlet ücretinin alacak davası ile talep edilemeyeceği, ancak itirazın kaldırılması yoluyla veya itirazın iptali davası açılarak talep edilebileceği gerekçesiyle Dairemizce bozulması üzerine, mahkemece alacak davasına, itirazın iptali davası olarak bakılması suretiyle yazılı şekilde direnme kararı verilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından mahkeme kararının hukuk tekniği açısından bir direnme kararı olmayıp, yeni hüküm niteliğinde bulunması nedeniyle temyiz incelemesi yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiştir.
Öncelikle davacının açmış olduğu dava alacak davası olup, bozmadan önce ne davacı ne de davalı tarafından söz konusu davanın itirazın iptali davası niteliğinde olduğuna ilişkin bir beyan, ıslah ya da davanın değiştirilmesi amacıyla yapılan bir hukuki işlem mevcut olmadığı gibi bu konuda bir tereddüt dahi ifade edilmemiştir. Nitekim mahkeme de davayı, davanın taraflarının anladığı ve nitelendirdiği gibi görmüş ve alacak davası şeklinde hükme bağlamıştır. İtirazın iptali davası ile alacak davası hukukun en temel müesseselerinden olup, her iki dava arasındaki farkların neler olduğu konusunda ayrıntılı bir açıklama yapılması lüzumlu değilse de; dava açma süresi, dava şartları, hukuki nitelik ve sonuçları bakımından iki dava arasında önemli farklılıklar bulunduğunun izahtan vareste olduğunu belirtmek gerekir.
HMK’nun 26’ncı maddesine göre, “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. – Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır.” “Taleple bağlılık” olarak da ifade edilen bu ilke uyarınca, hâkimin tarafların talep sonucu ile bağlı olduğu açık olup, somut olay bakımından hâkimin tarafların talebiyle bağlı olmadığına dair bir kanun hükmü bulunmamaktadır. Ayrıca, mahkemenin hükmüne dayanak yaptığı HGK kararının somut olay bakımından şartları ile temyiz incelemesine konu davanın şartları arasında açık farklılıklar mevcuttur. Bu durumda mahkemece, talepten farklı bir şeye karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan mahkemece, dava kısmen kabul edilerek, 3.239 TL asıl alacak üzerinden itirazın iptaline karar verilmiş ise de asıl alacağın ödenmiş olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu olan davacının dava dilekçesinde açıkça ifade ettiği ve talep sonucunda çerçevesini çizdiği icra takip giderleri ile vekâlet ücretinin tahsili istemidir. Davacı bu giderleri talep ederken, davalı taraf bu giderlerden sorumlu tutulamayacağını savunmaktadır. Bu durumda icra takip giderleri ile vekâlet ücreti alacağının asıl alacak olarak nitelendirilmesi de itirazın iptali davasının niteliği ile bağdaşmamaktadır. Hüküm, bu yönüyle de uyuşmazlık konusuna ilişkin olmayıp, talep sonucuna aykırılık teşkil etmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.