Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/10890 E. 2011/11931 K. 05.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10890
KARAR NO : 2011/11931
KARAR TARİHİ : 05.10.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı … A.Ş.nin davalıdan olan alacağını temlik alarak davalıya 14.6.1995 tarihli ihtar ile ödemelerin kendisine yapılmasını bildirdiğini, davalının ödemeden imtina etmesi nedeniyle alacağın tahsili için icra takibi yapıldığını, takibe kısmen itiraz edildiğini iddia ederek kısmi itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, icrada kabul edilen miktar dışında borçlu olmadıklarını, temlik belgesinin geçersiz olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece icrada kabul edilen ve yapılan ödemeler gözetilerek düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, davalının Tire İcra Müdürlüğü’nün 1999/2492 E. Sayılı dosyasına yapmış olduğu kısmi itirazın kısmen iptali ile takip tarihi itibariyle borcun 10.688,19-TL. olarak tespit edilmesi karşısında bu miktarın takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsili yönünden takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının %40 icra inkar tazminatı talebinin reddine, yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce mahsubuna karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmüne uyulan Dairemiz Bozma kararında özetle; “Mahkemece öncelikle bilirkişi veya bilirkişi kurulundan alınacak rapor ile takip tarihi itibariyle davacının alacağının belirlenip itirazında haklılık durumunun saptanması, takipten sonra davadan önce ödeme yapılmış ise ödenen kısım yönünden alacaklının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararının bulunmadığının gözetilmesi gerektiği, bu ilkeler çerçevesinde Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile hüküm kurulmasının doğru olmadığı, dava açıldıktan sonra icra dosyasına yapılan ödemelerin ise kuşkusuz infazda dikkate alınacağı” belirtilmiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma kararına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Zira, takipten sonra davadan önce yapılan ödemeler alınan bilirkişi raporunda gösterilmiş olduğu halde Mahkemece bu ödemeler yönünden de kabul kararı verilmiştir. Oysa, önceki bozma kararımızda da açıkça belirtildiği gibi davadan önce yapılan ödemeler yönünden dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığından o kısım yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerekmektedir. İnfazda dikkate alınacak husus dava açıldıktan sonra yapılan ödemelerdir. Davadan önceki ödemeler yönünden infazda dikkate alınması şeklinde hüküm kurulması doğru değildir.
Mahkemece yapılacak iş hükmüne uyulan Dairemiz bozma kararı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak davadan önce yapılan ödemeler yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle kalan kısım yönünden son bilirkişi raporunda belirlenen alacağa hükmetmek ve davadan sonra yapılan ödemelerin infazda dikkate alınacağı şeklinde hüküm oluşturmaktan ibaret olmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 05.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.