Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/10534 E. 2010/7733 K. 17.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10534
KARAR NO : 2010/7733
KARAR TARİHİ : 17.06.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 22.05.2009
Nosu : 614-223

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketten 14.07.2005 tarihinde 74.013.92.-YTL.bedelle satın aldığı aracın, ilk bakımından itibaren arıza yaptığını, süre gelen arızaların üretim hatasından kaynaklandığını iddia ederek ayıplı aracın yenisiyle değiştirilmesine, bu mümkün olmadığı takdirde araç bedelinin reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, müvekkili firmanın merkezinin bulunduğu … Mahkemeleri’nin yetkili olduğunu, davacı tarafından süresinde ve usulüne uygun olarak yapılmış ayıp ihbarı bulunmadığını, araçta çözülemeyen, giderilemeyen ürün kaynaklı bir sorun ya da gizli ayıbın söz konusu olmadığını, davacının hali hazırda aracı kullanmaya devam ettiğini, araçtan faydalanamama koşulunun oluşmadığını, talep edilebilecek faizin yasal faiz olduğunu, davacının terditli talepte bulunamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre aracın satın alınıp, kullanıma başlandıktan sonra olağan dışı sayılacak kadar arıza yarattığı, 33 kez yetkili servise gelinmek zorunda kalındığı, teknik yönden ortaya çıkan ayıbın gizli ve imalata dayalı olduğunun belirlenmesi ve ilk muayene yani 01.06.2006 tarihinde teslim alındıktan itibaren 6 ay geçmeden ayıplı olduğunu belli olması, davalının da davacı tarafa bunların giderilmesi konusunda güvence vermesi karşısında zamanaşımı savunmasının ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, sıfır km.olarak satın alınan araçta sürekli olarak aracın fonksiyonuna tesir eden bir çok önemli arızanın gerek garanti süresi içinde ve gerekse garanti süresi dışında meydana geldiği tespit edildiğinden araçta meydana gelen arızaların sürücüden kaynaklanmayan imalat hatasından kaynaklanan arızalar olduğu, yararlanamamanın süreklilik arz ettiği ve aracın gizli ayıplı olduğu, davacının aracın değiştirilmesini isteme hakkı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık ayıplı mal satıldığı iddiasından kaynaklanmaktadır. Davalı, 13.01.2009 havale tarihli dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Anılan dilekçe her ne kadar on günlük cevap süresinden sonra verilmiş ise de davacı tarafa
28.01.2009 tarihinde tebliğ edilmiş olan bu dilekçeye davacı tarafça cevap verilmediği gibi, tebliğden sonraki oturum olan 12.02.2009 tarihli oturumda da karşı çıkılmamıştır. Zamanaşımı itirazı HUMK.nun 187.maddesinde sayılan ilk itirazlardan olmadığından HUMK.nun 202/2.maddesinde öngörülen savunmanın genişletildiği itirazına uğramadıkça yargılamanın sonuna kadar ileri sürülmesi mümkündür. Somut olayda, davacı taraf, süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımı itirazına savunmanın genişletildiği iddiası ile karşı çıkmadığından davalının zamanaşımı itirazının değerlendirilmesi gerekir.
Taraflar tacir olduğundan zamanaşımı bakımından TTK.nun 25/4.maddesi hükmü uygulanmalıdır. Anılan yasa hükmüne göre; “Borçlar Kanunu’nun 207.maddesindeki zamanaşımı süresi tüccarlar arasındaki ticari satışlarda altı aydır”. Borçlar Kanunu’nun 207/1.maddesinde ise, “Satıcı daha uzun bir müddet için kefalet etmemiş ise, satılanı ayıba karşı tekeffülden mütevellit her türlü dava, satılandaki ayıp, daha sonra meydana çıksa bile alıcıya teslim vukundan itibaren bir sene geçmekle sakıt olur” hükmüne yer verilmiştir. Aynı maddenin 3.fıkrasında ise, satıcının, alıcıyı iğfal etmiş olması halinde bu bir senelik zamanaşımından yararlanamayacağı öngörülmüştür. Dava konusu araç için 2 yıl garanti verildiğinden zamanaşımı süresinin garanti sonuna kadar uzadığının kabulü gerekir. Ne var ki, somut olayda dava konusu araç 2005 yılında satılıp teslim edilmiş, dava ise 2 yıllık garanti süresi de geçtikten sonra 2008 yılında açılmıştır. Olayda, B.K.nun 207/son maddesinde öngörülen iğfal durumu da sözkonusu olmadığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekir.
Mahkemece zamanaşımı savunmasının değerlendirilmesine ilişkin olarak ortaya konulan gerekçeler yerinde olmadığından yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.