YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12169
KARAR NO : 2010/14390
KARAR TARİHİ : 15.12.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 6.7.2010
Nosu : 882-492
Davacılar vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacılar vekili, müvekkili Cebeci Madencilik Ltd.Şti.nin 1995 tarihinde kurulduğunu, şirketin iştigal konusunun ana sözleşmede yazılı olan işlerin yanı sıra her türlü kum, mıcır işleri ve nakliyelerin yapılması, bunlarla ilgili olarak maden ocakları açılması, çalıştırılması, kiralanması, kiraya verilmesi, pazarlanması faaliyetlerinin oluşturduğunu, müvekkili Şentürk Demir … Sanayi ve Tic.Ltd.Şti.nin 1985 yılında kurulduğunu, iştigal konusunun ana sözleşmede yazılı olan işlerin yanısıra inşaat ve sıhhi tesisat malzemeleri, demir …, saç, boru profil imalatı ve ihracatı faaliyetlerinin oluşturuğunu, müvekkili … Hasır Sanayi ve Tic.Ltd.Şti.nin demir … sanayi ve ticareti alanında faaliyet sürdürdüğünü, müvekkili … İnşaat Madencilik Nakliyat Sanayi ve Tic.Ltd.Şti.nin ise inşaat ve taahhüt işleri, inşaat malzemeleri imalatı ve nakliye alanlarında faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketlerin grup şirketi olup, aynı sermaye yapısına sahip olduklarını, son zamanlarda dünyada yaşanan ekonomik krizin sektörü olumsuz etkilediğini, maliyetlerde öngörülemeyen artışların olduğunu, kâr oranlarının azaldığını, müvekkili şirketlerin mali yapısının bozularak borca batık hale geldiğini, ancak her şirket için ayrı ayrı sunulan iyileştirme projesi ile müvekkili şirketlerin borca batıklıktan kurtulabileceğini ileri sürerek müvekkili şirketlerin iflaslarının 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, borca batık durumda bulunan davacı şirketlerin kriz ortamında yeni ortaklar olmadan veya sermaye artışı yapmadan borca batıklıktan kurtulmalarının mümkün gözükmediği bu bağlamda davacı şirketlerin sermayelerinde artışa gittikleri ancak artırılan sermayenin şimdiye kadar ödenen önemli kısmının ortakların şirketten olan alacaklarına mahsuben karşılandığı, sermaye artışı ile amaçlanan sıcak para girişinin sağlanamadığı, davacı şirketlerin tedbir kararından itibaren yaklaşık 2 yıllık süreç zarfında genel olarak satışlarında önemli düşüş yaşandığı, bu yüzden araçlarının bir kısmının kiraya verildiği ve zarar ettikleri, iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olmadığı gerekçesiyle davacı şirketlerin iflaslarına karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine ve özellikle aynı gruba bağlı şirketlerin birlikte iflasın ertelenmesi davası açmalarında usulsüzlük bulunmamasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA15.12.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY YAZISI-
İflasın ertelenmesini isteyen şirketler ayrı tüzel kişiliği bulunan alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerdir. Bu şirketlerin aynı gruba dahil olmaları veya bir alacaklıya asaleten yada kefaleten borçlu olmaları iflasın ertelenmesi talebinde birlikte bulunabileceklerine gerekçe yapılamaz.
Şirketler arasında talep konusu bakımından bir teselsül bulunmadığı gibi iflasın ertelenmesi talebinin her biri için aynı sebepten doğduğu da kabul edilemez. Çünkü, her bir şirketin bilançolarındaki aktif ve pasif kalemleri buna bağlı olarak alacaklıları, borçluları farklıdır.
Talepte bulunan şirketlerin durumlarının kötülüğü ayrı ayrı vakıalara dayanmaktadır.
Nitekim, Yüksek Yargıtay aynı işyerinde çalışan işçilerin, o işyerinin sahibi (aynı işveren) ile yapmış oldukları aynı içerikteki hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar için birlikte dava açamayacaklarına karar vermiştir. (HGK. 18.04.1956 T/36-29, HGK. 11.12.1951 4/177-135; HGK. 03.10.1957 83/79 ve TD. 11.03.1955 1366/1857)
Öte yandan, doktrinde de görüşler de Hukuk Muhakemeleri Usul Kanunu’nun 43. maddesindeki şartlar bulunsa bile birden fazla borçluya karşı birlikte iflas davası (İİK. 156 vd.) açılamayacağı yönündedir (Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt 3. sh.3351). Bu da birden fazla borçlunun hasımsız olarak açılan istemde iflasın ertelenmesi talebinde bulunamayacaklarının göstergesidir.
İcra İflas Kanunu’nun 179. maddesinde de, kanun koyucu iflasın ertelenmesi talebi bakımından “ŞİRKETLER VEYA KOOPERATİFLER” dememiş, aksine “ŞİRKET VEYA KOOPERATİF” demek suretiyle iflas ve iflasın ertelenmesi taleplerinin ayrı ayrı açılabileceğini, davacının çoğul değil tekil olduğunu göstermiştir. Bunun aksinin kabulü Yasa’nın lafzi yorumuna da aykırıdır.
İflasın ertelenmesi taleplerinin grup şirketleri tarafından birlikte açılması, bunların ayrı ayrı yatırmaları gereken harçtan kaçınmalarına da imkan verecektir. Harçlara dair düzenlemeler kamu düzeninden sayıldığından başlı başına bu husus bile birden çok tüzel kişinin birlikte iflasın ertelenmesi talebinde bulunmalarına engel teşkil etmektedir.
Borca batıklığın tespit edildiği, ancak iyileştirme projesinin yeterli görülmemesi durumunda erteleme talebinin reddiyle bunun sonucu olarak talepte bulunanın iflasına karar verileceği gözetildiğinde birden çok borçlunun aynı davada iflası istenemeyeceği gibi birden çok borçluda iflasla sonuçlanabilecek olan iflasın ertelenmesi talebinde bulunamazlar.
Öncelikle açıklanan bu nedenlerle yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun birden fazla borçlu tarafından iflasın ertelenmesi talebinde bulunabileceği şeklindeki görüşlerine katılmıyorum.