Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2011/236 E. 2011/2316 K. 22.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/236
KARAR NO : 2011/2316
KARAR TARİHİ : 22.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı dava dilekçesinde, nüfus kütüğünde “… …” olan adının “…” olarak düzeltilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı dava dilekçesinde küçükken anne ve babasının kendisine … … adını verdiğini, bu sebepden dolayı sosyal hayatında zorluklar yaşadığını, adının arkadaşları arasında paşa benzeri lakaplarla anılmasına neden olduğunu, öğretmenlik yapması sebebiyle öğrenciler arasında adının dalga konusu olabildiğini bu nedenle öğrencileri üzerinde gerekli olan otorite ve ciddiyeti sağlamakta zorluk çektiğini, adının sosyal ve mesleki hayatını olumsuz etkilediğini ileri sürerek … … olan ön adının … olarak, yargılama sırasında da adındaki …’ın kaldırılmasını sadece … olarak isminin düzeltilmesini istemiş, mahkemece, davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
Dava, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesine göre açılmış, bir ad düzeltme davasıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 27. maddesine göre, kişi, ancak haklı sebeplere dayanarak adının değiştirilmesini hakimden isteyebilir. Davacının değiştirilmesini istediği “…” adı toplum içerisinde bu adı taşıyan kişiyi küçük düşürecek onunla dalga geçilmesini sağlayacak bir özellik taşımamaktadır. Böyle bir olgu kabul edildiği takdirde bu adı taşıyan binlerce kişiyi incitme olasılığı bulunmaktadır. Bu saptama yapıldıktan sonra somut olaya gelince; dinlenen tanık beyanları ile davacının kendi anlatımı gözönünde bulundurulduğunda isteminin adının değiştirilmesini gerektirecek ağırlıkta ve nitelikte olmadığı, davacının eğitim ve öğrenim görevini hakkıyla yerine getiremeyerek otoritesini sarstığı, öğrenci öğretmen ilişkisinde aşınmaya neden olduğu ve kendi değimiyle öğrencileri tarafından kendisiyle dalga geçilmesini, alay edilmesini sağladığı kusuruyla yarattığı ortamın düzeltilmesini adını değiştirmekle sağlamaya çalıştığı ve böylece itibar elde etmeye uğraştığı anlaşılmaktadır.
Davacının kendisinin sebebiyet vermiş olduğu olumsuz durumların giderilmesi için bu duruma hiçbir şekilde neden olmadığı anlaşılan adının değiştirilmesini bahane yaparak istemini haklı göstermesinde hiçbir haklılık payı bulunmamaktadır.
Mahkemece tüm bu hususlar dikkate alınarak nüfus kütüğündeki bilgilerin doğruluğuna yönelik bulunmayan sırf dış nedenlerle oluşabilecek olumsuzlukları gidermek için bu kayıtlar üzerinde düzeltme yapılamayacağı düşüncesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 22.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.