YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1290
KARAR NO : 2011/1994
KARAR TARİHİ : 02.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 23.01.2006 tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü … mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, fenni bilirkişi raporundaki (A) ve (C) harfli 3916.69 m2 ve 571.18 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazların tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 28.03.1986 tarihinde 60 gün süreyle ilan edilip kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 01.06.2007 tarihinde ilan edilerek dava nedeniyle kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Genel arazi kadastrosu işlemi ise 1982 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir. Çekişmeli taşınmaz bu çalışmada taşlık-çalılık olarak tespit harici bırakılmıştır.
1) Davacının (B) bölümüne yönelik temyiz itirazları bakımından; Taşınmazın % 20-25 eğimli, imar-ihya edilmemiş yerlerden olduğu belirlenerek bu bölümle ilgili davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
2) Hazinenin (A) ve (C) bölümlerine yönelik temyiz itirazları bakımından; mahkemece taşınmazların kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı, eski tarihli resmi belgelere göre de orman olmadığı, 3402 Sayılı Yasanın 14-17. maddelerinde öngörülen koşulların davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Şöyle ki; hükme esas alınan uzman bilirkişi raporuna göre çekişmeli taşınmazın eğimi % 20-25 civarında olup, 1957 tarihli hava fotoğrafları esas alınarak hazırlanan 1986 tarihli memleket haritasında açık alanda kaldığı belirtilmişse de, Dairenin 30.06.2010 tarihli geri çevirme kararı üzerine hazırlanan ek raporda, taşınmazın 1963 tarihli memleket haritasında çalılık rumuzlu yeşil renkli bölümde kaldığı anlaşılmış, böylece raporlar arasında çelişki meydana gelmiştir.
3402 Sayılı Kadastro Yasasının 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ihya olarak kabul edilemez) ve imar ihyanın tamamlandığı tarihten, davanın açıldığı güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülen taşınmazların, Kadastro Yasasının 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile kadastro tesbit tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen orijinal renkli memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoroskopik çift hava fotoğraflarının streoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi gerekir.
O halde; mahkemece yeniden yapılacak keşifte, öncelikle taşınmazı geniş çevresiyle gösteren kadastro paftası ile en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ve tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 – 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş steoroskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler dava konusu taşınmazlar ile çevresine uygulanıp, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar steoroskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü belirlenmeli, taşınmazın çalılık rumuzlu alanda kalması halinde, 05.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26 (a) ve (j) ve 23/P maddesine göre de % 12 den fazla eğimli maki ve fundalık yerlerin toprak muhafaza karakteri taşıyacağı ve bu tür yerler orman rejimine girdiğinden herhangi bir nedenle orman kadastro sınırlarının dışında bırakılmış olmalarının bu yerlerin orman olma niteliğini ortadan kaldırmayacağı ve 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7/1. maddesi gereğince herhangi bir nedenle sınırlama dışında kalmış orman olmaları nedeniyle her zaman orman sınırı içine alınabilecekleri gözönünde bulundurulmalı, taşınmazın öncesi itibarıyla orman olduğu belirlendiği takdirde, orman kadastrosunun kesinleştiği ve taşınmazın orman sınırı dışında bırakıldığı 28.05.1986 tarihi ile davanın açıldığı 23.01.2006 arasında 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı düşünülmeli, tüm deliller çerçevesinde karar verilmelidir.
SONUÇ: 1) Yukarıda 1 nolu bendde açıklanan nedenlerle davacının (B) işaretli taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Yukarıda 2 nolu bendde açıklanan nedenlerle; Hazinenin (A) ve (C) işaretli taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 02.03.2011 günü oybirliği ile karar verildi.