YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9794
KARAR NO : 2010/12096
KARAR TARİHİ : 27.10.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İflasın ertelenmesini talep eden vekili, Çin ekonomi politikasının kereste sektörünü de vurduğunu, şirketin borca batık olduğunun tespiti ile iflasının şimdilik 1 yıl süre ile ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Müdahiller vekilleri davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, iflasın ertelenmesini talep edenin dosyaya sunduğu iyileştirme projesini hayata geçiremediği, buna ilişkin somut adımlar atmadığı, borca batıklığı tespit edilen şirketin durumunu düzeltme ihtimalinin olduğu hususunda yeterli kanaat oluşmadığı,iflas erteleme şartlarının gerçekleşmediğinden iflas erteleme talebinin reddi ile şirketin iflasına karar verilmiş, hüküm iflasın ertelenmesini talep eden vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında; sermaye artırımının yapılması koşuluyla şirketin borca batıklıktan kurtulmasının mümkün olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece, sermayenin artırılması kararının tescil ve ilan edilmediği, ödeme dekontları ibraz edilmesine rağmen ödemelerle ilgili kayıtların dosyaya sunulmadığı, ticaret siciline tescil ettirilmediği, bu şekilde iyileştirme projesinin hayata geçirilmediği belirtilerek dilekçi şirketin iflasına karar verilmiştir.
İflasın ertelenmesini talep eden vekili, sermaye artırımının tescil ve ilan edildiğine ilişkin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nin bir nüshasını ibraz etmiş, ödeme dekontları ile sermaye artışının muhasebe kayıtlarına işlendiğine dair defter fotokopilerini sunmuştur. Sermaye artışı ödemelerinin de tescil ve ilan edilmesini gerektiren yasal bir hüküm mevcut değildir. Sermaye artırımı taahhüdünün yerine getirilip getirilmediği konusunda şüphe ve tereddüt mevcut ise, mahkemece bu konuda bilirkişi raporu da alınıp konunun açıklığa kavuşturulması mümkündür.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, sermaye artırımı ödemelerinin yapılıp yapılmadığı konusunda inceleme yaptırılıp, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermekten ibaret olup, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle iflasın ertelenmesini talep eden vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 27.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.