YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6563
KARAR NO : 2012/8539
KARAR TARİHİ : 05.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … köyünde bulunan yaklaşık olarak 1600,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının lehine oluştuğunu ileri sürerek, taşınmazın Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Yargılama sırasında davacının dava ettiği taşınmaz bölümünün, yörede 1998 yılında yapılıp 1999 yılında ilan edilerek kesinleşen 242 ada 2 sayılı orman parseli içinde kaldığı anlaşılmıştır. Mahkemece; davanın kabulüne, … köyü, 242 ada 2 parsel sayısıyla ve 3950359,39 m² yüzölçümlü olarak orman niteliğiyle Hazine adına tescilli taşınmazın bilirkişi raporuna ekli krokide (A) ile gösterilen 1117,92 m²’lik bölümünün tapusunun iptali ile bu bölümün 242 ada 2 sayılı parselden ifrazı ile davacı adına kayıtlı 192 ada 5 sayılı parsele eklenmek suretiyle davacı adına tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, zilyetliğe dayanılarak on yıllık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Yasaya esas olmak üzere 6831 sayılı Yasa gereği orman kadastrosu ve 2/B maddesi uygulaması yapılarak 09/02/1999 ilâ 10.03.1999 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından orman kadastrosuna, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen davacı yararına 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 05/06/2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Çekişmeli taşınmaz 1998 yılında yapılıp 1999 yılında ilan edilen genel arazi kadastrosu sırasında 242 ada 2 parsel sayısı ile orman niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiş, tespite itiraz edilmemesi neticesinde taşınmazın orman niteliği kesinleşmiştir. 28/05/1987 tarihinde yürürlüğe giren 3373 sayılı
2012/6563 – 8539
Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesi, tapu maliklerine 10 yıl içerisinde genel mahkemelerde orman kadastrosuna itiraz imkanı tanımıştır. Davacı, tapu kaydına tutunmaksızın, zilyetliğe dayanarak eldeki davayı açmıştır.
3402 sayılı Kadastro Yasasının 4/3. maddesinde “kadastro çalışma alanı sınırında orman bulunduğu takdirde; durum çalışmaya başlamadan iki ay önce Orman Genel Müdürlüğüne bildirilir. Bu yerlerin orman sınırlaması ve orman sınırı dışına çıkarma işlemleri 6831 sayılı Orman Yasası hükümlerine göre orman kadastro komisyonlarınca tesbit ve haritasına işaretlenerek tutanakları ile birlikte kadastro ekiplerine teslim edilir. Bu yerlerin ölçü ve harita işlemleri yukarıdaki sınırlar esas alınarak kadastro ekiplerince ikmal edilir. İki ay içinde kadastro komisyonlarınca orman sınırlarının belirlenmemesi halinde kadastro çalışma alanı sınırları kadastro ekiplerince belirlenir ve çalışmalar bu yasa hükümlerine göre yürütülür. Kadastro ekiplerince bu şekilde tespit ve ilan edilen yerlerde orman kadastro işlemleri de ikmal edilmiş sayılır” hükmünü taşımaktadır. Buna göre çalışma alanındaki orman sınırları ister orman kadastro ekiplerince iki ay içinde isterse daha sonra arazi kadastro ekiplerince belirlensin orman kadastro işlemlerinin tamamlanmış olduğu kabul edilecektir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde Orman Kadastro Komisyonunca 3402 sayılı Yasanın 4/3 maddesine göre orman sınırları belirlenmiş ve arazi kadastrosuyla birlikte 08.07.2002 – 07.08.2002 tarihleri arasında ilan edilerek askı süresinde itiraz edilmediğinden kesinleşmiştir. Yapılan ve kesinleşen işlem orman kadastrosu olduğuna göre, temyize konu dava 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesi hükmüne göre açılan, tapu iptali davası değil, 6831 s Yasanın 11/1. maddesi hükmüne göre açılan orman kadastrosunun iptalidir. Orman niteliğinde olan bir yerin kadastro işlemi kesinleşmekle o taşınmaz kamu malı orman niteliğini kazanır. Kesinleşen orman kadastrosunun nasıl iptal edileceği 3402 sayılı Yasada değil, 6831 sayılı Yasanın 11/1 maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede ise, kesinleşen orman kadastrosunun iptalinin ancak tapulu taşınmazlar yönünden, tapu sahiplerince 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde istenebileceği öngörülmüştür. Zilyetliğe dayanılarak kesinleşen orman kadastrosunun iptali dava edilemez. 6831 sayılı Yasanın 11/1 maddesinde belirtilen süreler hak düşürücü nitelikte olup kamu düzenini ilgilendirir. Hak düşürü süre dava şartı (davanın görülebilirlik koşulu) olup mahkeme hakimince, tarafların istemi olmadan resen (doğrudan) dikkate alınması zorunludur. Hak düşürücü sürenin geçmesi halinde davanın esasına girilemez. Yasa koyucu, kamu düzenini hak arama hürriyetinden daha önemli görmüş ve hak düşürücü süreye üstünlük tanımıştır.
Somut olayda, 3402 sayılı Yasanın 4/3 maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastrosu 11.03.1999 tarihinde kesinleşmiş dava konusu parselin orman niteliği ile Hazine tapu kaydı oluşmuş ve taşınmaz kamu malı olmuştur. Temyize konu dava 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinde anılan 10 yıllık süre içerisinde (19.12.2008 tarihinde) kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunularak açılmıştır. Ne var ki; kesinleşen orman kadastrosunun iptali 3402 sayılı Yasanın 16/D ve 6831 sayılı Yasanın 11/1 maddesi gereğince ancak tapuya dayanılarak 10 yıllık süre içerisinde istenebilir. Davacı, dava aşamasında tapu kaydına tutunmadığından hak düşürücü süre nedeniyle kesinleşen orman kadastrosunun iptalini isteyemez. Bu olgu, Yargıtay HGK’nun 08.06.2005 gün 2005/20-327-377 sayılı kararında da ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Hal böyle olunca, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı saptanan taşınmaza ilişkin zilyetliğe dayalı olarak açılan tapu iptal ve tescil davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde kabulüne karar verilmesi yukarıda belirtilen nedenler ile hatalı olup, hükmün BOZULMASI görüşü ile çoğunluğun ONAMA kararına katılmıyorum.