Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/2251 E. 2010/11573 K. 18.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2251
KARAR NO : 2010/11573
KARAR TARİHİ : 18.10.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-

Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine Samsun Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı davanın sonunda müvekkilinin itirazının iptaline karar verildiğini, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin ilamıyla yerel mahkeme kararının bozulduğunu, bu arada icra baskısı altında müvekkilinden 73.435 YTL’nin tahsil edildiğini, davalının bahse konu davada alacağını ispat edemediğini, sebepsiz yere zenginleştiğini belirterek söz konusu tutarın ödeme tarihlerinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ikametgahı Bafra Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın ticari bir dava olmadığını bu nedenle Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, İİK.’nun 40. maddesi uyarınca dava açma şartının gerçekleşmediğini, ayrıca ödeme tarihinden itibaren faiz istenemeyeceğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davalı tarafından davacı aleyhine açılan itirazın iptali davası sonunda davanın kabulüne karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesince ispat külfetinde yanılgıya düşüldüğünden bahisle hükmün bozulduğu, yeniden yapılan yargılama sonunda davanın reddedildiği ve bu kararın da Yargıtay 19. Hukuk Dairesince onandığı, mahkemece verilen kabul kararı nedeniyle iş bu davanın davacısı tarafından davalıya ödemeler yapıldığı, İİK.’nun 40. maddesinin somut olayda uygulama yerinin bulunmadığı, davacının icra tehdidi altında ödediği tutarları sebepsiz zenginleşme kurallarına göre tahsili talebinde hukuki yararının bulunduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
İcra İflas Kanunu’nun icranın iadesi başlığı altında düzenlenen 40. maddesinin 2. fıkrasında; bir ilama dayanarak takip borçlusundan tahsil edilen paranın takip alacaklısına ödenmesinden sonra, takip dayanağı ilamın bozulması ve takip konusu alacağın haksızlığının daha sonra tesis edilip kesinleşen bir hükümle ortaya konması halinde, ayrıca hükme hacet kalmaksızın takip alacaklısından icra dairesi tarafından ve gerektiğinde cebri icra yoluyla geri alınıp takip borçlusuna iade edileceği öngörülmüştür.
Somut olayda davacı, davalı tarafından girişilen icra takibi sebebiyle yaptığı ödemenin, davalı yanca açılan itirazın iptali davası sonunda verilen kararın Yargıtay’ca bozulması üzerine görülmekte olan iş bu davayı açmıştır. Bu durumda, mahkemece davacının haksız olarak ödediğini ileri sürdüğü alacağın iadesi için İİK.’nun 40. maddesi çerçevesinde işlem yapılmasını isteyecek yerde ayrı bir davaya konu etmekte hukuki yararının bulunmadığı gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.