YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/232
KARAR NO : 2011/1552
KARAR TARİHİ : 22.02.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 05.11.2008 gün ve 2008/10276-14502 sayılı bozma kararında; “Yörede kesinleşmiş orman kadastrosu bulunduğu ve Hazine tarafından orman savına dayalı dava açıldığı halde bu konuda araştırması yapılmamış, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Çekişmeli taşınmazın tespitine esas alınan Ağustos 1991 tarih 14 numaralı tapu kaydı Hazinenin taraf olduğu Ayvacık Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/309 sayılı dosyasında 2 numara ile gösterilen taşınmazın Hasan Karagöz adına tesciline karar verilmesiyle oluşmuştur. 2 numaralı taşınmaz 11.568 m2 yüzölçümlü D: Yol, B: … , …, … dere sınırlıdır. Dava konusu parsel ise 8744 m2’dir. Hazine taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi ve orman sayılan yer iddiası ile dava açtığına göre usulünce keşif yapılmalı, revizyon gören tapu kaydının bu yere ait olup olmadığı belirlenmeli, tapunun dayanağı kroki yerine uygulanmalı, tescil dava dosyasında orman ve ziraat bilirkişisi dinlenmemiş ve taşınmazın öncesinin orman olup olmadığı araştırılmamış, sadece dava tarihinden önceki 20 yıllık zilyetliğe dayanılarak hüküm kurulduğunun dava nedeni değişik olması nedeniyle kesin hüküm kurallarının oluşup oluşmadığı tartışılmalı, komşu parsel kayıtları getirtilip uygulanarak orman içi açıklık olup olmadığı araştırılmalıdır.
O halde; mahkemece, öncelikle taşınmazın bulunduğu yeri komşuları ile birlikte gösteren kadastro pafta fotokopi örneği ile yörede yapılan orman kadastro çalışmalarına ait işe başlama, çalışma, işi bitirme, askı ilan tutanakları ve orman kadastro haritası, ayrıca komşu taşınmaz tutanakları ile dayanağı kayıt ve belgeler ilgili yerlerden getirtilmeli, bir fen elemanı, bir uzman orman mühendisi aracılığıyla yapılacak keşifte çekişmeli taşınmazın hem orman kadastro haritasındaki hem de en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planındaki konumları belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp;
orijinal-renkli memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, krokili, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesine göre orman içi açıklığı olup olmadığı, revizyon gören tapu kaydının dayanağı harita 3402 Sayılı Yasanın 20/A maddesi gereğince yerine uygulanıp tapu kapsamı belirlenmeli, tescil krokisinin dava konusu parsele ait olmadığı belirlenirse kesin hükümden söz edilemeyeceği düşünülmeli, tapu kaydının bu yere ait olması halinde dava nedenine göre H.Y.U.Y.’nın 237. maddesinde öngörülen koşulların bulunup bulunmadığı tartışılmalı, taşınmazın orman olmadığı ve tescil krokisinin de dışında kaldığının anlaşıldığı takdirde bu kez yerel bilirkişi ve tarafların göstereceği tanıklardan zilyedliğin sürdürülüş biçimi kesin tarih ve olaylara dayalı olarak sorulup saptanmalı, komşu taşınmazlara uygulanan kayıt varsa çekişmeli taşınmaz yönünün ne olarak nitelendirildiği araştırılmalı, böylece toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulma” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra davanın reddi ile dava konusu 171 ada 9 sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1971 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 22/02/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.