YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5241
KARAR NO : 2013/1242
KARAR TARİHİ : 12.02.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine, Orman Yönetimi, … ve arkadaşları tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü, … Mevkii, 366 ada 3 parsel sayılı 2632,42 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle atalarından intikalen …. zilyetliğindeyken 1989 yılında …’e sattığı, onun da 1991 yılında …’a sattığı, halen bu kişinin zilyetliğinde olduğu, ancak Marmaris 1. Asliye Hukuk mahkemesinin 1989/124 Esasına kayıtlı dosyada dava konusu edildiğinden söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1989/124 Esasına kayıtlı dosyasında, davacı … tarafından davalı sıfatıyla Hazine ve … Köyü tüzel kişiliği aleyhine 06.03.1989 tarihi dilekçeyle, … Köyü, … Mahallesi, … Mevkiinde bulunan 2,5 dekar yüzölçümündeki taşınmazın, … zilyetliğindeyken ondan satın aldığı, ona da atalarından kaldığı, eklemeli olarak yararlarına zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu iddiasıyla Medenî Kanunun 713. maddesi gereği adına tapuya tescili istemiyle dava açmış; davacı …, 02.06.1992 tarihli dilekçeyle taşınmazı …’den satın aldığı iddiasıyla adına tescili istemiyle davaya katılmıştır. … ve arkadaşları, 1989/124 Esasına kayıtlı dosyada tescil davasına konu taşınmazın Temmuz 1969 günlü 63 ve 64, Şubat 1962 tarih ve 4 sıra numaralı tapu ve tedavülleri kapsamında kaldığından, tapu maliki mirasçıları adına tescili istemiyle açtıkları; …’nun da … ve arkadaşlarının ileri sürdükleri tapuda pay sahibi olduğu, payları oranında kendi adlarına tapuya tescil edilmesi istemiyle katıldıkları davalar birleştirildikten sonra, Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.02.2009 gün ve 2009/98-58 sayılı kararıyla …’nin davasının H.U.M.K’nun 409/5 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, tescil davasına konu yer için kadastro tesbit tutanağı düzenlendiği gerekçesiyle dava dosyası kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemenin diğer davaların REDDİNE, …’ın davasının KABULÜNE, çekişmeli … Köyü 366 ada 3 sayılı parselin tesbit gibi … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine, Orman Yönetimi, … ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1981 yılında yapılan aplikasyon ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması dava tarihinde kesinleşmiş, 1988 ilâ 1990 yıllarında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilân edilen aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 2896 ve 3302 sayılı kanunlarla ile değişik 2/B uygulaması dava tarihinde kesinleşmemiştir.
Bir kısım davacılar vekili Avukat … tarafından dosyaya eklenmek üzere sunulan belgeler arasında yer alan Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.10.2010 gün ve 2010/1028-926 sayılı veraset ilâmından, davacılardan …, 14.10.2010 tarihinde öldüğü, mirasçı olarak geride eşi … kızı 1941 doğumlu … ile çocukları … ve …’ın kaldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, … adı geçen mirasçıları davadan ve duruşma gününden haberdar edilmeden yargılama sona erdirilerek karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.11.2011 gün ve 2011/11-554 -2011/684 sayılı kararında da değinildiği gibi, … öldüğü tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı H.U.M.K’nun 73. (6100 sayılı HMK’nun 27.) maddesinde kanunun gösterdiği istisnalar dışında hakimin tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremeyeceği öngörülmüştür. Mahkemece davacı … nin ölümüyle, mirasçıları davadan ve duruşma gününden haberdar edilip, kanunî şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün değildir. Aksi halde iddia ve savunma hakkı kısıtlanmış sayılır.
Öte yandan, yargılama süresince tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları gereği usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır (HMK m.114/1-d). Yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen kişinin veya kural olarak vekilinin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin mirasçıları tarafından (dava konusunun ölenin malvarlığına ilişkin olması ve dava sonunda verilecek hükmün olumlu veya olumsuz bir şekilde mirasçıların haklarını etkilemesi durumunda) davaya devam edilebilir.
1086 sayılı H.U.M.K’nun 41. maddesi ve 6100 sayılı H.M.K.’nun 55. maddesi gereğince, taraflardan birinin ölümü halinde diğer tarafın istemiyle hâkim, davanın takibi için bir kayyım tayin edebilir. Taraf ehliyeti dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece resen nazara alınması gereken bir olgudur ve temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın mahkemece resen gözetilmesi gereklidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde yer bulan “Hukukî Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukukî dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir.
Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hukukî dinlenilme hakkı, sadece belli bir yargılama için ya da yargılamanın belli bir aşaması için geçerli olan bir ilke değil, tüm yargılamalar için ve yargılamanın her aşamasında uyulması gereken bir ilkedir. Bu çerçevede gerek çekişmeli ve çekişmesiz yargı işlerinde gerekse bu yargılamalarla bağlantılı geçici hukukî korumalarda, icra takiplerinde, tahkim yargılamasında, hatta hukukî uyuşmazlıklarla ilgili yargılama dışında ortaya çıkan çözüm yollarında, her bir yargılama, çözüm yolu ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağlantılı şekilde hukukî dinlenilme hakkına uygun davranılmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilerek, davacılardan … yargılama sırasında öldüğü anlaşıldığından, dava dilekçesi ve duruşma gününün adı geçenin tüm mirasçılarına yöntemince tebliğe edilerek, davacı sıfatıyla davayı takip etmeleri için kendilerine olanak tanınması ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması gerekirken, yargılamaya devamla işin esası hakkında karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetimi ile … ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 12/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.h