Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/1922 E. 2013/6036 K. 23.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1922
KARAR NO : 2013/6036
KARAR TARİHİ : 23.05.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 102 ada 2 parsel sayılı 1329 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığından sözedilerek Hazine adına tespit edilmiş; beyanlar hanesine “davacının kullanımında olduğu” şerhi verilmiştir. Davacı, taşınmazın 4500 m2 olması gerekirken eksik ölçüldüğünü iddia ederek dava açmıştır. Mahkemece, davacının dava ettiği yerin orman sınırı içinde kaldığı gerekçesiyle davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay 20. Huluk Dairesinin 22/05/2012 tarih 2012/6878 esas 2012/7781 karar sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Huluk Dairesinin 22/05/2012 tarih 2012/6878 esas 2012/7781 karar sayılı ilâmında özetle; “Mahkemece yapılan araştırma sonucu dava edilen bölümün 102 ada 2 parselin sınırında (A) harfi ile işaretli 2285 m2 yüzölçümlü taşınmaz olduğu ve bu bölümün orman sınırı içinde kaldığı doğru olarak belirlenmiş ise de, 3402 sayılı Kanunun 25. maddesine göre kadastro mahkemesinin görevi ve yetkisi kadastro tutanağı düzenlendiği anda başlar. Dava konusu yer, orman sınırı içinde kaldığına ve bu yere ilişkin kadastro tutanağı düzenlenmediğine göre, 3402 sayılı Kanun 5, 10, 25, 26 ve 27. maddelerine göre mahkemenin görevli olmadığı gözetilerek, dava dilekçesinin görev yönünden reddine ve dava dosyasının genel mahkemeye aktarılmasına karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir” denilmiştir. Mahkemece, bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucu mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir
Mahkemece; dava edilen taşınmaza ilişkin kadastro tutanağı düzenlenmediği gerekçesi ile mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. Davalı Hazine ise, temyiz itirazlarında davacının davasından feragat ettiğini bu sebeple mahkemece görevsizlik kararı yerine davacının beyanı doğrultusunda feragat nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Mahkemelerin görevi hususu 6100 sayılı HMK’nun 1 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, kamu düzenine ilişkin olan görev hususu yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınmalıdır. Her nekadar davacı davasından feragat etmişse de; kamu düzeninden olan görevsizlik hususu öncelikle ele alınmalı davanın esası hakkında görevli mahkece karar verilmelidir. Bu sebeple, davalı Hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 23/05/2013 günü oy birliği ile karar verildi.