YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9691
KARAR NO : 2013/1229
KARAR TARİHİ : 12.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Mevkiindeki 60 dönüm miktarındaki taşınmazın, Ekim 1938 tarih 1 nolu tapu kaydı kapsamında kalmasına rağmen, 1978 yılında yapılan tapulama sırasında tespit harici bırakıldığını, yörede yapılan baraj çalışmaları sonucu taşınmazın baraj gölü suları altında kaldığını belirterek Ekim 1938 tarih 1 nolu tapu kaydı kapsamı içerisinde kalan taşınmazın mülkiyetinin müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davanın KABULÜNE, …köyünde kain fen bilirkişisi ve orman mühendisi bilirkişiler tarafından tanzim edilen 12/12/2011 havale tarihli krokili raporda (A) harfi ile gösterilen 8.427,59 m², (B) harfi ile gösterilen 51.302,99 m² ve (C) harfi ile gösterilen 1.546,94 m² olmak üzere toplam 61.277,52 m²’lik taşınmazın davacı …’ın MÜLKİYETİNDE BULUNDUĞUNUN TESPİTİNE karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Karar tarihinden sonra …, dava konusu taşınmazın, kendisinin de mirasçı olduğu kişilerden kaldığı iddiasıyla davaya katılmıştır.
Dava, göl suları altında kalan taşınmazın mülkiyetinin tespitine yöneliktir.
Mahkemece çekişmeli taşınmaz bölümlerinin davacı … mülkiyetinde olduğuna karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hükme yeterli değildir. Şöyle ki; davacının dayandığı ve Mut Sulh Hukuk Mahkemesinin 29.08.1938 tarih ve 228 sayılı ilâmı ile sınırlarının düzeltilmesine karar verilen Ekim 1938 tarih 1 nolu tapu kaydı, Sefer 283 tarih 200 sıra nolu kayıttan gelmekte olup; mahkemece, dayanak Sulh Hukuk Mahkemesinin 288 sayılı dosyası bulunamaması nedeniyle getirtilip uygulanmamış ise de, tapu sicil müdürlüğünde krokisi bulunup bulunmadığı araştırılmamış ve sınır düzeltme davası sonucu verilen hükmün davalıları bağlayıp bağlamayacağı tartışılmamıştır. Ayrıca, dosya kapsamından, davacının dayandığı Ekim 1938 tarih 1 nolu tapu kaydının gittisi olan Şubat 1953 tarih 18 nolu tapu kaydına dayalı olarak bu dosya davacısı …’ın da aralarında bulunduğu gerçek kişiler tarafından Hazineye yönelik açılan kadastro mahkemesinin 2002/1 Esas – 2009/23 K. sayılı dosyada tapunun uygulandığı ve 296, 297 ve 480 parsel sayılı taşınmazların davacı kişiler adına tesciline karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmakta olup, mahkemece dayanak tapu kaydının sınırlarının belirlendiği dosya getirtilip uygulanmadığı gibi, kadastro sırasında başka parsellere revizyon görüp görmediği de araştırılmamıştır. Yine,
mahkemece jeolog bilirkişi raporu yeterli görülüp hükme dayanak alınmışsa da, dava konusu taşınmazların şu anki hali ile de aşırı yağışlarda ve sel gelmesi durumunda, dava konusu bölgede akarsu yatağının daha genişletilmiş ve derin olması sebebi ile etkileyebileceği taşkın alan yine akarsu sınırından itibaren en fazla 5-6 m olduğu, yani bu 5-6 m’lik kısmın pasif dere yatığı içinde kaldığı belirtilmiş olmasına rağmen, taşınmazın dere yatağı içinde mi yoksa dışında mı olduğu açıkça belirtilmediği için yeterli olmadığı gibi, bu 5-6 m’lik kısım dahi fen bilirkişi raporunda işaretlenmemiştir.
Eksik inceleme ve bilirkişinin yetersiz raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz.
Mahkemece öncelikle, Sulh Hukuk Mahkemesinin 288 sayılı karar ve krokisinin tapu müdürlüğünden getirtilerek davanın taraflarını bağlayıp bağlamadığı değerlendirilmeli, kadastro mahkemesinin 2002/1 Esas – 2009/23 K. sayılı dava dosyası ile davacının dayandığı tapu kayıtlarının ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri, revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları birlikte tapu müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman fen ve jeolog bilirkişi, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde, dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kaydı kapsamı Kadastro Mahkemesinin 2002/1 Esas – 2009/23 K. sayılı dosyası ile belirlendiğinden, çekişmeli taşınmazın belirlenen bu sınırlar içerisinde kalıp kalmadığı ve çekişmeli taşınmazın dere yatağı içinde kalıp kalmadığı özel mülke konu olabilecek yerlerden olup olmadığı konusunda bilirkişilerden rapor alınmalı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve bilirkişinin yetersiz raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 12/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.