YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1492
KARAR NO : 2013/5931
KARAR TARİHİ : 21.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : Hazine – Ortaca K.TK
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu Ortaca Köyü, 933 parsel sayılı 3500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, yörede 1973 yılında yapılan arazi kadastrosunda mera olarak sınırlandırılarak özel siciline kaydedilmiştir. Daha sonra 4342 sayılı Mera Kanununun 12. maddesi hükmü gereğince mera komisyonunca yapılan çalışmada da mera olarak tahsis edilmiştir. Davacı … Yönetimi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu savı ile tahsise askı ilân süresi içerisinde dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 22/06/2009 gün ve 2009/8947 – 10471 sayılı kararı ile “Dava, mera komisyonu tesbit ve tahsis kararına 30 günlük askı ilân süresi içinde açılmış, ancak; arazi kadastrosu 1974 yılında kesinleşmiş olduğuna göre, davaya bakma görevi asliye hukuk mahkemesine ait olduğu” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak davanın görev nedeni ile reddine ve dosyanın görevli ve yetkili Tekirdağ Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Asliye hukuk mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 22/11/2010 gün ve 2010/10707 – 14299 sayılı kararıyla; “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; mahkemece yeniden keşif yapılmadan önceki bilirkişiden alınan ek rapor hükme dayanak alınmış, orman bilirkişi ek raporunda 1957 tarihli memleket haritası üzerinde taşınmazın yerini elle kırmızıya boyayarak göstermiş, hava fotoğrafları incelenmemiştir. Memleket haritası üzerine kadastro paftası bilgisayar ortamında aktarılarak, taşınmazın konumu konusunda şüpheye yer vermeyecek şekilde inceleme yapılmadığı için, bu raporu denetleme imkanı olmadığı gibi 1957 tarihli memleket haritasının yapımına esas alının daha önceki tarihli hava fotoğrafları incelenmediğinden taşınmazın öncesi ve orman olup olmadığı da anlaşılamamaktadır. Bu nedenle; bu rapor taşınmazın orman niteliğini belirlemede yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz. Bu nedenle; eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları varsa amenajman planı yöntemince uygulanıp çekişmeli taşınmazın niteliğinin belirlenmesi” gereğine değinilerek 2. kez bozulmuştur. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, çekişmeli taşınmaz ile ilgili tesbit ve tahsis işleminin iptali ile taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, mera tahsis kararına itiraz ve tapu iptali istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden
olduğu belirlenerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesiyle 3402 sayılı Kanuna eklenen “Kadastro işlemi ile oluşan tesbit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” şeklindeki 36/A maddesi ve 17. maddesi ile eklenen “Bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” şeklindeki geçici 11. maddesi hükümleri gereğince davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün yargılama giderlerine ilişkin 2 ve 3 numaralı bentleri tamamen hükümden çıkarılarak bunların yerine “6099 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesi gereğince davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına “cümlelerinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun değişik 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.’nun 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 21/05/2013 günü oy birliğiyle karar verildi.