YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5939
KARAR NO : 2012/13440
KARAR TARİHİ : 28.11.2012
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davacılar … ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, … Beldesi, Mazılık mevkiindeki maliki ve zilyedi olduğu taşınmazın orman olmadığı halde, yörede yapılan orman kadastrosu sırasında orman sınırı içine alınma işleminin hatalı olduğunu ileri sürerek, orman sınırı dışına çıkarılması ve adına tescil edilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, davaya konu… Beldesi, Mazılık mevkiindeki 4830,881 m² yüzölçümündeki taşınmazın orman sınırı dışına çıkarılmasına karar verilmiş, hükmün davalı … Yönetimi vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2010/15581 – 2011/1146 sayılı 15.02.2011 günlü bozma kararında özetle: “Her ne kadar; mahkemece, davacı gerçek kişinin davası kabul edilmiş ise de, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; yapılan incelemede, genel arazi kadastro çalışmasının 766 sayılı Kanun hükümlerine göre 1976 yılında yapıldığı ve çekişmeli taşınmazın bitişikteki devlet ormanları ile birlikte tespit harici bırakıldığı gözlenmiş olup, kadastro sırasında orman niteliğindeki yerler hakkında ne gibi işlem yapılaması gerektiğini gösteren 198 sayılı genelge uyarınca ne gibi işlem yapıldığı araştırılmamıştır. Yine, 6831 sayılı Kanunun 11/1. maddesinde “orman kadastro komisyonlarınca sınırlama ve 2. maddeye göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine karşı “… hak sahibi gerçek ve tüzel kişilerin altı aylık askı ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde itiraz edebileceklerinin” belirtildiği, kanun metninde geçen “hak sahibi” ya da “sahiplik” kavramından ne anlaşılması gerektiği, orman kadastrosunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/j ve 24. maddelerinde açıklandığı, herhangi bir belgeye dayanmayan ya da orman kadastro tutanağının düzenlendiği tarihe kadar 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı koşulları taşımayan davacı zilyetliğinin korunmaya değer, kanunda ve yönetmelikte öngörülen “hak sahibi” olma ve dolayısıyla davacı kişiye orman kadastrosuna itiraz davası açma konusunda aktif davacı olma sıfatı verip vermeyeceği hususu araştırılmamıştır. Bu nedenle; mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 766 sayılı Kanun hükümlerine göre 1976 yılında yapılan genel arazi kadastro çalışmasında orman niteliğindeki yerler hakkında ne gibi işlem yapılaması gerektiğini gösteren o tarihte yürürlükte bulunan 228 sayılı genelge hükümlerine göre yapılan işleme ilişkin belge ve tutanaklar kadastro müdürlüğünden getirtilerek dosyaya eklenmeli, keza, 6831 sayılı Kanunun 11/1. maddesinde “orman kadastro komisyonlarınca sınırlama ve 2. maddeye göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine karşı “… hak sahibi gerçek ve tüzel kişilerin altı aylık askı ilân süresi içinde kadastro mahkemesinde itiraz edebileceklerinin” belirtildiği, kanun metninde geçen “hak sahibi” ya da “sahiplik” kavramından ne anlaşılması gerektiği, orman kadastrosunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/j ve 24. maddesinde açıklandığı, herhangi bir belgeye
dayanmayan ya da orman kadastro tutanağının düzenlendiği tarihe kadar 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı koşulları taşımayan davacı zilyetliğinin korunmaya değer, kanunda ve yönetmelikte öngörülen “hak sahibi” olma ve dolayısıyla davacı kişiye orman kadastrosuna itiraz davası açma konusunda aktif davacı olma sıfatı verip vermeyeceği gözönünde bulundurularak araştırma yapılmalıdır. Mahkemece değinilen yönler gözetilmeksizin, yazılı biçimde hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğu” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacının aktif davacı sıfatının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm dahili davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 6831 sayılı Kanunun 11. maddesine göre 6 aylık ilan süresi içinde açılan orman kadastrosuna itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde ilk kez yapılan orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması 25/08/2008 tarihinde ilân edilmiştir.
Mahkemece, davacının bozma ilâmı uyarınca hak sahipliğini gösterir ve aktif davacı olma sıfatına sahip olduğunu gösteren herhangi bir belge sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de incelenen dosya kapsamına, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre mahkemenin değerlendirmesi yerinde değildir. Şöyle ki; bölgede 228 sayılı genelge hükümlerine göre bir işlem yapılmadığı, dosyaya sunulan uzman bilirkişi raporlarından çekişmeli taşınmazın % 2-5 eğimli, tarım arazisi olduğu, eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritasında açık alanda görüldüğü, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre taşınmazın davacıya babasından kaldığı, yaklaşık 30 yıldır zilyetliğinde bulunduğu anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece davacı yararına orman kadastro tutanağı düzenlendiği tarihe kadar 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken hak sahipliğini gösterir ve aktif davacı olma sıfatına sahip olduğunu gösteren herhangi bir belge sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usûl ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle dahili davacılar Halil ve …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 28/11/2012 günü oy birliği ile karar verildi.